17 Haziran 2024 Pts

Başbakan, Köydes Ödeneklerinin Direk Kaymakamlık Hesabına Aktarılması Talimatını Verdi

Akkuş'a köydes ödeneği direk gelecek. Valilik sadece denetleme görevi yapacaklar

 

Başbakan,

Köydes Ödeneklerinin

Direk Kaymakamlık Hesabına Aktarılması

Talimatını Verdi

 

KÖYDES ile ilgili gönderilen paraların bundan sonra doğrudan Kaymakamlıklara, Köye Hizmet Götürme Birliklerine gönderilmesini isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu para, KÖYDES ile ilgili, artık valiliklere değil direkt o hesaba gitmelidir. Bunu da geçenlerde Bakanıma da söyledim, Müsteşarıma aynı şekilde söyledim, bu şekilde bunu sürdürmek durumundayız. Valimiz oradaki kaymakamlıklarının bu kontrolünü kendisi ayrıca yapmalı. Kontrol elden bırakılmamalı' dedi.

 

 

T.C.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

 

BASIN AÇIKLAMASI

 

NO: 2011/5

 

ANKARA – (20.01.2011) – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve 81 İlin Valisiyle Gölbaşı Vali Galip Demirel Vilayetler Evi'nde düzenlenen akşam yemeğinde bir araya geldi.

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  burada yaptığı konuşmada terörle mücadelelerinin, kararlılıkla sürdüğünü ama bunun yanında terörü doğuran, besleyen meselelerin de üzerine cesaretle gittiklerini, en geniş ve ideal demokratik düzenlemelerle istismar zeminlerini sabırla kararlı bir şekilde tek tek kuruttuklarını söyledi.

Şehirlere yapılan yatırımların, okullar, hastaneler, adalet, emniyet sarayları, konutlar, bölünmüş yolların, köylere, mezralara kadar ulaştırılan hizmetlerin terörün istismar araçlarını işlevsiz hale getirdiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

'Terör örgütü, elindeki istismar araçlarının tek tek kaybolduğunu görerek, altındaki zeminin artık ciddi şekilde kaydığını hissederek şehirlerimizde kışkırtıcı, tahrik edici eylemlerini de yoğunlaştırmak istiyor. Özellikle genel seçim öncesinde iç politikayı şekillendirmek amacıyla terör örgütünün taşeron rolü üstleneceğine dair emareleri şimdiden görüyoruz. Terörün devamından kendisi için fayda mülahaza eden ne yazık ki sadece terör örgütü değil. Terörün varlığı, terörün yol açtığı zarar nedeniyle siyasi çıkar elde eden bazı kesimler de hassasiyetleri kaşıyarak buradan rant elde etmenin gayreti içine giriyorlar.

Doğuda da, batıda da tüm valilerimizin bu noktada son derece sağduyulu olmaları gerekiyor. Demokrasiden asla taviz vermeden, hukuk ve demokrasi kuralları çerçevesinde her türlü kışkırtmayı suhuletle boşa çıkaracağımızı biliyorum.'

Milli birlik ve kardeşlik projesinin kararlılıkla devam ettiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Birilerinin, 'Nerede kaldı milli birlik kardeşlik projesi' gibi safsataları, konuşmaları asla sizleri, bizleri yıldırmasın. Proje gayet güzel gitmektedir, yürümektedir, uygulanmaktadır. Bu projeden taviz yok. Bu projeden taviz verdiğimizde, geri adım attığımızda, tahriklere boyun eğerek süreci durdurduğumuzda kaybedenin ülke, millet olacağını çok iyi biliyoruz. Onun için her kışkırtmanın, tahrik eyleminin, provokasyonun, kışkırtıcı açıklamaların asıl niyetini, asıl hedefini milletimizle paylaşmak durumundayız' dedi.

Rektörlerle Dolmabahçe'de yaptığı toplantı sırasında yaşanan olayları örnek olarak veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz üniversitelerin sorunlarını konuşuyoruz. Bu sorunları konuşurken, birileri de dışarıda malum ideolojik gösterilerini yapıyorlar. Onlar gösterilerini yaptılar, emniyet teşkilatımız da başta valimiz olmak üzere gereğini, olması gerekeni yaptılar' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çankaya Köşkü'nde öğrenci konseyi başkanlarıyla toplantı yaparken, aynı grupların yine gösteri yaptıklarını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, aynı şeyin dün YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversite öğrenci konsey başkanlarıyla yaptığı görüşme sırasında da yaşandığını ifade etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu 30-40 kişinin kimliği, hüviyeti mi önemli, yoksa demokratik yollardan üniversiteli gençlerin seçerek öğrenci konseyi başkanı dediği, üniversitesi adına oraya gönderdiği gençler mi önemli? O gençler önemli. Onlar seçimle işbaşına gelmiş ve orada gençliğin sorunlarını dile getiren gençler' diye konuştu.

Kavgayla, gürültüyle, şiddetle bu işleri çözmeyeceklerini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Aklıselimle, bilgiyle, tecrübeyle bu işleri çözüp neticeye kavuşacağız. Yol budur, yol şiddet değildir' dedi.

Milli birlik ve kardeşlik projesiyle ne yapmak istediklerini milletin çok net anladığını söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Milletimiz samimiyetimize inanıyor, desteğini esirgemiyor. Milletin desteği arkamızda olduğu sürece biz daha ileriye gidecek, terörü minimize ederken, kardeşliğimizi daha da pekiştireceğiz' diye konuştu.

Bu projede en büyük sorumluluğu valilerin taşıdığını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Valilerimizin gayreti, özverisi, özellikle de demokratik duruşu, sürecin başarıya ulaşmasında kilit rol oynayacaktır. Baskıcı, yasaklayıcı, sindirici bir üslup ve tarz değil, demokrasiyi öne çıkaran, devlet-millet kaynaşmasını öne çıkaran, kardeşliği gaye edinen bir tarz ve duruş sergileyeceğinize tüm yüreğimle inanıyorum' dedi.

Seçim sürecine girildiğine işaret eden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan valilerden, seçim güvenliği ve propaganda özgürlüğü noktasında sağduyu ve soğukkanlılığı en üst derecede muhafaza etmelerini, demokratik bir seçim atmosferinin oluşmasına katkı sağlamalarını istedi.

Millet tercihinin tüm harici etkilerden uzak, bir vicdan muhasebesi ile sandığa yansımasının kendileri için önemli olduğunu belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim öncesi propaganda döneminden oy verme, oyların sayımına kadar adaletin, hakkaniyetin ve güvenliğin sağlanmasının ilgili kurumlarla birlikte hükümet olarak kendilerinin ve valilerin mesuliyeti altında olduğunu söyledi.

'12 Eylüldeki halk oylaması ve öncesindeki yerel seçimlerde ne yazık ki muhalefet partileri tarafından valilerimiz üzerinden son derece haksız tartışmalar yapıldı' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valilere yönelik iddia ve ithamların son derece yersiz, haksız ve insafsız olduğunu bildiklerini belirtti.

Valilerin, Cumhuriyetin, devletin valileri olduğunu ve tarafsızlık konusunda çok büyük bir hassasiyet içinde olduklarını ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Sizlerin özverili çalışmalarıyla seçim süreci demokratik bir atmosferde tecelli edecek ve milletimizin takdiri, tercihi en mükemmel şekilde sandığa yansıyacaktır' diye konuştu.

İl ziyaretlerinde şehirlerin çehresinin hızla değiştiğini büyük bir memnuniyetle gördüğünü anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şehirlerin on yıllardır hasretini çektiği yatırımlara tek tek kavuştuğunu bildirdi. Programı elverdiği ölçüde kamu kurumlarının, özel sektörün ve hayırseverlerin yatırımlarını toplu olarak açmak için şehirlere gittiğini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son bir ay içinde Mardin'de 78, Siirt'te 32, Muş'ta 106, Bitlis'te 72, Kars'ta 43, Muğla'da 33, İstanbul'da 36 farklı eserin toplu açılışını yaptığını anlattı.

Şehirlerin eğitim, sağlık, adalet, ulaştırma, emniyet, tarım, sulama, enerji, konut konularında çok büyük ve kapsamlı hizmetlerle buluştuğunu vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bugüne kadar görmediği ölçüde bir kalkınma sürecinin içinden geçiyor. Yapılan yatırımların sadece şehirlerin altyapısını değil, makus talihini de köklü olarak değiştirdiğini yine bizzat yerinde görüyorum. Bir şey değişir, her şey değişir. Bir şehrimize yapılan bölünmüş yol o şehrin talihini köklü şekilde değiştirebilir. Açılan bir üniversite hatta meslek lisesi, bir hastane, bir baraj şehrin gidişatını köklü şekilde değiştirebilir. Restore edilen bir eser, ayağa kaldırılan bir kültür varlığı, bir turizm projesi şehrin yönünü, istikametini, rotasını olumlu yönde değiştirebilir. Ben bunu Muş ve Bitlis ziyaretlerimde bizzat müşahede ettim. Mardin ziyaretinde bizzat müşahede ettim. İnşa ettiğimiz bölünmüş yollar, açtığımız üniversiteler, okullar, hastaneler, restore ettiğimiz eserler, KÖYDES ve BELDES projeleri konutlar ve daha nice yatırımın Muş ve Bitlis'te ciddi bir sinerji oluşturduğunu, umut doğurduğunu ve özel sektörü de cezbettiğini gördüm.'

 

KÖYDES ile ilgili gönderilen paraların bundan sonra doğrudan Kaymakamlıklara, Köye Hizmet Götürme Birliklerine gönderilmesini isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu para, KÖYDES ile ilgili, artık valiliklere değil direkt o hesaba gitmelidir. Bunu da geçenlerde Bakanıma da söyledim, Müsteşarıma aynı şekilde söyledim, bu şekilde bunu sürdürmek durumundayız. Valimiz oradaki kaymakamlıklarının bu kontrolünü kendisi ayrıca yapmalı. Kontrol elden bırakılmamalı' dedi.

 

Valilerden, şehirlerdeki heyecanı, umudu, kıpırdanmayı görmelerini, değişimi doğru yöneterek illere öncü olmalarını isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

'Makam odasına, makam aracına kapanıp kalan bir vali değil, gerektiğinde ayağına çizmelerini giyen, eline kazma küreği alan ve çalışmalara bizzat nezaret eden bir vali. Halktan, şehirden, şehrin sorunlarından uzak bir vali değil, her an halkın içinde, halkla kaynaşmış, bütünleşmiş, gönül bağını kurmuş valiler. Görev süresinin dolmasını bekleyen değil, bürokrasi içinde zaman tüketen değil, görev süresi içinde şehirde iz bırakmayı, eser bırakmayı kendisine dert edinmiş valiler. En önemlisi de şehirlerimizde devletin gülümseyen yüzü, şefkati, kucaklayıcı çehresi olacak valiler. Bizim de halkımızın da görmek istediği vali profili işte budur.'

Bazı valilerin şehirlerden gözyaşları ile uğurlandığını, halkın onlar hakkında güzel sözler söylediğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

'Adını o şehir ile özdeş hale getirmiş valiler… Öyle valiler de oldu ki, ne şehirde göreve başladığı ne de görevi bıraktığı hissedildi. Bizler de, eminim sizler de bunu asla kabullenmezsiniz. Şehirlerinizde iz bırakmak, eser bırakmak, şehirlerinize silinmeyecek imzalar atmak için insan üstü bir gayret ile çalıştığınıza, çalışacağınıza inanıyorum. Şu soğuk kış günlerinde bacasından duman yükselmeyen ev, oradaki valimizin derdi olur. Onun için de dolaşmak gerekir. Dolaşacaksın, acaba hangi evin bacasından duman tütmüyor. Sabah okula giden çocukların ayağındaki yırtık ayakkabı benim sevgili valimin derdi olmalı. Okulun önüne doğru gidip icabında sıradan bir vatandaş gibi orada durmalı, çocukların ayaklarına, sırtına bakmalı; bu çocuk ne giyiyor, ayağında ne var? Yırtık pabuç mu var, bu çocuğu hemen çekmeliyiz. Sırtında giyebileceği bir şeyi mi yok, hemen çekmeliyiz. Alacağız, hemen tepeden tırnağa giydireceğiz ve okula öyle getireceğiz. Çünkü siz babasınız, çünkü siz annesiniz ve bu kardeşinizin de orada vekilisiniz. Bunu yapmamız lazım. Bunu yaptığımız anda Türkiye çok farklı bir konuma gelir.'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valilerden yoksulun üşüyen elini tutmalarını da isteyerek, şöyle dedi:

'Bir yaşlının hayır duasını alacak, icabında esnafa uğrayıp çayını içeceği gibi ama yoksulun evine de oturup yanında çayını şekerini her şeyini götürecek. O çayını hazırlayıp veremeyecekse icabında kendisi yengemle beraber oraya gidecek, orada çaydanlığı da kuracak, çayı da yapacak beraberce çayını içecek. Bunların bir örneklerini verin, verenleriniz vardır da… Bunları bir artıralım. Valilerimiz bunları yapsın, bunlar farklı bir şekilde dalga dalga o durgun suya atılan bir taş gibi bunu yayar. Türkiye'nin buna çok ihtiyacı var. Bu, bambaşka bir heyecanı benim ülkeme getirir. Pazara uğrayıp hemşehrisinin arasında bulunmalı, en küçük bir derdi, sıkıntısı, sorunu olan vatandaş valilik binasının hemen yanı başında olduğunu, oraya rahatlıkla gidebileceğini ve derdini anlatabileceğini bilmeli, hissetmeli. Acaba bu 81 vilayetimizde oluyor mu? Maalesef olmuyor. Bazı kapılar bakıyorsunuz vatandaşa kapalı, şöyle veya böyle engelleniyor. Aynı şey başbakanlık ta da oluyor, Başbakanlığın da kapısı öyle çok rahat değil, herkes giremiyor. Aynı sıkıntıyı biz de yaşıyoruz. İşte bunun adı bürokratik oligarşi. Bunu yıkmamız lazım. Hep beraber yıkmamız lazım. Bunu yıktığımız gün, biz milletimizi, o sevgi medeniyetinin bir neticesi, hasılası olarak değerlendirme fırsatını buluruz, çok daha büyük katma değeri çok yüksek bir güçle geleceğe yürürüz.'

Valilerin, şehrin her kesimiyle iletişim kurmasının, hayati derecede önemli olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Şehrin sadece bürokratik elitiyle değil, onlardan daha fazla sivil toplum örgütleriyle, kanaat önderleriyle, medyasıyla, akademik çevreyle iletişim ve muhabbetinizin olması, o şehir adına çok büyük imkanlar doğuracaktır. Millete hizmette biz küslüğü, kırgınlığı, husumeti asla kabul edemeyiz, asla mazur göremeyiz. Yerel idarecilerle, üniversiteyle, iş dünyası, sivil toplum, medyayla tam bir uyum içerisinde çalışılması gerektiğine inanıyoruz. Tavanda oluşan bir çatlak, diyalogsuzluk, iletişimsizlik hiç şüphesiz tabanı da etkileyecektir. Bundan kaçınmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum' diye konuştu.

KÖYDES ve BELDES projelerinin Cumhuriyet tarihinin en büyük ve kapsamlı yerel kalkınma projeleri olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şu ana kadar birçok şehirde projelerin yüzde 90 oranında tamamlandığını belirtti.

Şehirlerde yolu, suyu olmayan köy sayısının azaldığını, ancak hala bazı ziyaretlerinde yol ve su sorunlarıyla karşılaştığını anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Önümü kesiyor vatandaş. Özellikle bazı şehirlerimizde, şehrin 5-10 kilometre yakınındaki köylerde dahi su sorunlarının yaşandığını, köyün maalesef insanların yaşamasına uygun olmadığını görüyorum' dedi.

Tüm valilerden KÖYDES ve BELDES projeleri konusunda daha fazla hassasiyet beklediğini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

'Bu ne demektir? Demek ki benim valim o köye gitmedi, o köyleri gezmedi. Gezse o hali görecek. Eğer benim oradaki vatandaşım insanca yaşayamayacağı bir yerde şu anda yaşıyorsa, yaşamaya mahkum edilmişse değerli arkadaşlarım biz suçluyuz. Sizin şahsınızda ben de suçluyum. Çünkü ben sizinle onlara ulaşmak durumundayım. Sizler kaymakamlarınızla onlara ulaşmak durumundasınız. Bunu beraberce başaracağız. Eğer hesaba çekilmeden, kendimizi hesaba çekemiyorsak biz bu işi başaramıyoruz demektir. Onun için hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmek zorundayız. Sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. Mesuliyetimiz bunu gerektiriyor.

Demokrasiyle güvenlik arasında çok ince bir çizginin olduğunu hepiniz biliyor ve hissediyorsunuz. Son 8 yılda hükümet olarak bu hassas çizgiyi muhafaza etmek, bu son derece hassas dengeyi korumak için çok yoğun gayret içinde olduk, başarılı sonuçlar elde ettik. Özellikle doğu ve güneydoğu illerimizde devlet millet kaynaşmasını en üst seviyelere çıkardığımızı, milletin devletine güvenini tesis ettiğimizi memnuniyetle müşahede ediyoruz.'

İçişleri Bakanı Beşir Atalay da toplantıda yaptığı konuşmada, toplantının dün başladığını, gün boyu bakanlıkla, güvenlikle ilgili konuları görüştüklerini, bugün de akşama kadar 5 ayrı bakanın valilerle bir araya geldiğini anlattı.

Valilere beklentilerini ilettiklerini, onların dile getirdiği sorunları değerlendirdiklerini söyleyen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Özellikle iç güvenlikten sorumlu yöneticilerimizin de bulunduğu kısımda, güvenlikle ilgili yürüyen çalışmalarımızı baştan sona değerlendirdik. Bildiğiniz gibi hükümetlerimiz döneminde güvenlikte önleyici ve caydırıcı politikalar ve tedbirleri öne almıştık. Özellikle sizin (Başbakan) bize talimatınız olarak yeni teknolojilerin kullanılması ve kent güvenliğinde MOBESE sisteminin ülke genelinde yaygınlaştırılması en önemli hususlardan birisiydi. Hem Emniyet Genel Müdürlüğümüz hem de valilerimizin çabasıyla gönül rahatlığıyla şunu ifade ediyorum ki, 81 ilimizde MOBESE sistemi şu anda mevcut. 33 ilçemizde çalışmalar tamamlandı, büyük ilçelerimizde de çalışmalarımız sürüyor' diye konuştu.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, MOBESE sisteminin hem suçların önlenmesinde caydırıcı rolü olduğunu hem de işlenen suçların aydınlatılmasında sistemden çok faydalandıklarını belirterek, görevi devraldığında sadece İstanbul'da MOBESE sisteminin olduğunu anımsattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, verdiği destekten dolayı teşekkür eden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Artık arabasının yakıtını bulamayan bir polis teşkilatımız yok' dedi.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, valilerin de desteğiyle Türkiye genelinde bütün polis merkezlerinin tamamının gözden geçirildiğini ifade ederek, yaklaşık 3200 polis merkezi ve karakolu daha insani ortamlar haline getirdiklerini anlattı.

Bütün nezarethanelerin kameralı kayda geçtiğini, karakol ve polis merkezlerine gelen vatandaşın farklı bir tavırla karşılaştığını dile getiren İçişleri Bakanı Beşir Atalay, şunları söyledi:

'Oralar artık kenardan, uzaktan, korkularak, çekinilerek gidilen mekanlar değil. Hukuk devleti olmak en önemli vurgumuz ve Türkiye artık işkencelerle, faili meçhullerle, yargısız infazlarla anılan bir ülke değil. Bizim bu çabalarımız, güvenlik personelimizin eğitimi ve valilerimizin bu dikkati daha bir hukuk devleti olma ve insanımıza insanca muamele etme şeklinde tezahür ediyor. Şunu tekrar övünerek huzurunuzda söylüyorum; 2010 yılında bir tane bile işkence iddiasıyla bir dava, iddia söz konusu olmamıştır. Artık Türkiye işkenceyi gerçekten sıfırlamıştır…'

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, valilerle yaptıkları toplantıda üniversite kampüsleriyle ilgili hassasiyetleri de paylaştıklarını ifade ederek, valilerin ve mülki idare amirlerinin yetkilerinin genişletilmesi konusunda geniş adımlar attıklarını anlattı.

Terör zararlarıyla ilgili bazı illerde yapılan çalışmayı gündeme getirdiklerini belirten İçişleri Bakanı Beşir Atalay, şöyle konuştu:

'Terör zararlarıyla ilgili dosyalarımız yıl sonuna kadar inşallah tamamlanacak. Biliyorsunuz 2005 yılında hükümetimizin çıkardığı bir kanunla biz bunu 'iç hukuk yoluyla halledelim' diye yola çıkmıştık. AİHM'e bu konuda davalar açılıyordu. Biz bunu kendimiz halledelim, dedik ve bunu çok iyi şekilde yürüttük. Şu anda toplam ödememiz 2,2 milyar TL'dir. Karara bağlanmış dosyalarda tahakkuk etmiş ve şu anda borcu ödenmemiş bir dosyamız söz konusu değildir. Bu yıl içinde bu dosyaların tamamını da bitirmeyi planlıyoruz.'

Toplantıda şehit yakınları, gaziler ve malullerle ilgili konuları da gözden geçirdiklerini aktaran İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bu vatandaşların sorunlarını takip etmek üzere her valilikte bir büro oluşturulduğunu belirtti.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, milli birlik ve kardeşlik projesiyle ilgili değerlendirmede de bulunduklarını açıkladı. Valilerin illerin temsilcisi olduğunun altını çizen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Valilerimiz şunun bilincindeler, biz bilincindeyiz; Türkiye, büyük bir dönüşümü ve değişimi yaşıyor. Bu dönüşümün hepimiz farkındayız ve bunun illerde gereğini yapmak bize düşüyor. 2011 yılının seçim yılı olduğuna işaret eden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, seçim güvenliğine ilişkin değerlendirmeler yaptıklarını da bildirdi.

Toplantıya, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Osman Güneş, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler, Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Fikret Demirtaş, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, ve Bakanlık üst düzey yetkilileri katıldı.

 

Haber: İçişleri Bakanlığı

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
18AboneAbone Ol

Çok Okunanlar