5 Aralık 2022 Pts

SIKÇA TARTIŞILAN DİNİ TERİM VE KAVRAMLAR HAKKINDA

SIKÇA TARTIŞILAN DİNİ TERİM VE KAVRAMLAR HAKKINDA
İSLAM DİNİ NE DİYOR, İNSANLAR NE ANLIYOR?

SIKÇA TARTIŞILAN DİNİ TERİM VE KAVRAMLAR HAKKINDA
İSLAM DİNİ NE DİYOR, İNSANLAR NE ANLIYOR?

Değerli okuyucu!
Bu araştırma eserimde Kuran’dan ayetler, peygamberden hadisler bulacaksınız. İslam’ı gerçekten özleyenlere, kendini Müslüman milletinden sayanların arasında tartışılan ve insanların kafalarını karıştıran meseleler hakkında bir kalpleri tatmin edecek bir cevap bulacaksınız.

Bu eseri elinize aldığınızda bir sürü kitap ve kaynak karıştırmadan heyecanla tartışmalı konular hakkında özlü ve net olarak aradığınız cevapları bulacaksınız. Türk toplumunda şu üç konuda yetkili yetkisiz, ehliyetli ehliyetsiz herkes kendinde bir şeyler söyleme ve yorum yapma hakkını görüyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz; din, tıp ve siyaset.

Yıllarca Müslümanlar inandıkları İslam dininin hükümlerini nasıl yaşayacakları konusunda tartışıp durdular. Herkes neye inandığını çok iyi bildiği halde, inandığı dinini vecibelerini nasıl yaşayacağını bir türlü beceremiyordu. Modern dünya baş döndürücü bir hızla gelişiyor ve değişiyor. 2000 yıllık bilgiler iki saniyede değişebiliyor. Bütün bu gelişen olaylarla beraber Müslümanların da bu gelişmelere uyum sağlaması gerekirdi. Oysa hiç problem olmayacak çok ufacık bir konuda bile yıllarca tartışıyorduk. Örneğin bir zamanlar insanların sakal şekilleri bile bizleri uzun süre tartışmaların ve kutuplaşmaların içine çekmeye yetti. Bütün bu tartışmaların yanı sıra birde örf ve adetlerimiz, alışkanlıklarımız, dini anlama biçimimiz, kültürümüzün bizlere kazandırdığı motifler içinden çıkılması zor bir tartışmanın konusu oldu. Yıllarca tartıştık ama bir adım ileri gidemedik.

Dini terim ve kavramlar, tartışılırken asıl yetkili ve tartışması gerekenler susunca meydan bu işten rant sağlamak peşinde olan kendilerini İslam bağıntılı ilan eden ve medyanın da maşası olan yetkisiz insanlara kaldı. İslam’ın beş değerini bile sayamayan bu kişiler kalktılar bizim adımıza söz söylediler. İşte tam o zamanlar bu konularda bir şeyler yapmanın zamanı geldi ve geçiyor demeye başlamıştım.
Aklımın erdiğinden bu yana din ile ilgili en çok tartışma konusu yapılan ve her seferinde ısıtılıp önümüze konulan konuları not ettim. Bir gün insanlar bu dinin kavramlardan ne anlıyor, İslam bu kavramlarda ne emrediyor? Bunu asli kaynaklarından Kuran ve Sünnete dayalı olarak açıklayacak ve insanların istifadesine sunacaktım. Bu arzumun gerçekleşmesi için bir zaman ve zemine ihtiyaç vardı. İşte o zamana belki de bu günlerdir diye düşünüyorum.

Seçmiş olduğum tartışmalı konuları bütün Müslümanlarca güvenilir olarak bilinen İslam’ın asli kaynağı Kur’an ve hadis kitaplarından araştırdım. Prof Dr. Vehbe ZUHAYLİ’nin İSLAM FIKHI ANSİKLOPEDİ si, Şamil İSLAM ANSİKLOPED si en sık baş vurduğum eserler oldu. Kur’an meali olarak da Prof Dr. Hayrettin KARAMAN ‘ın da içinde bulunduğu bir heyetin mealini tercih ettim.

İçinde yaşadığım İslam toplumunda , en çok beni endişelendiren şey, kutsal değerlerimizi(Dini Terim ve Kavramları) bilenin de bilmeyenin de tartışması olmuştur.Özellikle din konusunda insanların bir çok tehşis yaptığını ve insanların kafalarını karıştırdığına şahit oldum. Bu çalışma, kafaları karışan, zihinleri bulanan ve bir tutunacak dal arayan insanımıza bir ışık olur. Yüce Rabb’im, dinimize hakkınca hizmet edenlere ve onu hükümlerine göre yaşayanlara yardım etsin!
Bu eserin hazırlanmasında bana yardımcı olan ve ilgilerini esirgemeyen mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Yüce Rabbim bana ve bu eseri okuyanlara derin anlayış versin, merhamet etsin. Dinimizi en güzel şekilde anlayıp yaşamayı bütün inananlara nasip etsin.

M. ALİ KURU

Mehmet Ali KURU <kuru.mak@hotmail.com>

ÇORUM

2005

ADAKLAR ( NEZİRLER)

Son zamanlarda Allah için bir şeyler adamak ve bunun gereğini yerine getirmek isteyen Müslümanların kafaları neyi nasıl yapacaklarına dair hayli karışık. Kime inanacaklar?, Hangi hoca efendinin açıklamaları daha doğru ve tutarlı, kim adak konusunu daha iyi biliyor? Yana döne çareler arıyorlar. Toplumda o kadar sık adak ve onun ilgili sorularla karşılaşıyoruz ki, bu konu da sık sorulan sorulardan belli.
Değişik zamanlarda değişik ortamlarda insanların birbirlerine adak ve adakla ilgili olarak sordukları soruları şöyle tespit ettim.
· Kimler adak adakta bulunabilir?
· Neler adanabilir?
· Adakta bulunan adak kurbanın etinden yiyebilir mi?
· Türbelere ve önemli kişilerin mezarlarına adakta bulunur mu?
· Adanan şeylerin etinden Kuran kurslarına, yurtlara bağışta bulunur mu?
· Kimler adak kurbanın etinden yiyebilir?
· Adanan şeyi ne zaman yerine getirmek gerekir?
· Bir kimse oruç tutmayı adarsa bunu peş peşe tutması gerekir mi?

Görüldüğü gibi sorular uzayıp gitmektedir. Bu sorulara cevap vermek için önce konumuzun esasını oluşturan adak( Nezir) kavramını İslam kaynaklarından inceleyelim.

Adak : Yüce Allah’a ibadet maksadıyla mükellef olmadığı halde mübah olan bir işi yapmayı niyet etmektir. Kişinin öyle bir ameli kendisine vacip kılması ve bunu yapacağına dair Allah’a söz vermesidir. 1
Mesela kişi “Allah için şunu yapmak üzerime borç olsun”, “Allah benim şu hastama şifa verirse şunları yapmak benim üzerime borç olsun”, “Çocuğum Üniversite sınavında başarılı olursa şunları yapmak üzerime borç olsun” gibi sözler söylemesiyle adak olur. Hanefilere göre adağın şartı ikidir. Adayan, Adanan şey. Adak yapan “Müslüman ve mükellef olan her kişi olabilir”. 2
Yukarıdaki soruların cevaplarını açıklamalarımız sırsında bulacaksınız. Bu konuda Şamil İslam Ansiklopedisinde şunlar kayıtlıdır:
“Allah rızası için yapılan adaklar Allah katında geçerlidir. Yalnız Allah’ın rızası gözetilirse böyle bir ibadetten sevap elde edilir. Sırf Allah rızası için oruç tutmak, sadaka vermek, Kur’an okumak gibi.
Ancak sadece dünyevi bir maksat uğruna yapılan adaklar geçerli değildir. “ Falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım veya şu kadar sadaka vereceğim” demek gibi. Buna benzer dünyaya yönelik isteklerin olması halinde yapılan adaklarda sırf dünyevi bir arzu taşıdığından ibadetlerde aranan ihlas ve Allah rızası özelliği kaybolmuş oluyor. Aslında böyle bir adak Yüce Allah’ın takdirini değiştirmez. Olacak ne ise o olur. Fakat her ne olursa olsun “ falan işim olsun, şöyle böyle oruç tutacağım, sadaka verceğim…” gibi adakları yaptıktan sonra mutlaka yerine getirmek vacip olur.
Allah’ın rızasını ve yardımını istemek maksadıyla yapılan bu ibadet genellikle bütün semavi dinlerde vardır. Kur’an da Hz. Meryem ile ilgili olarak anlatılan kıssada annesinin şöyle dediği ve adakta bulunduğu ifade edilmektedir: “ Hani İmran’ın karısı şöyle demişti: “ Rabbim, karnımda taşıdığım çocuğu sadece sana hizmet etmek üzere adadım. Bunu benden kabul buyur Allah’ım sen her şeyi işiten ve çok iyi bilensin.” (Ali İmran, 35 ). Ve yine Hz. Meryem’e şöyle hitap edilmişti: “ İnsanlardan birini görürsen “ Rahman olan Allah’a konuşmama orucu adadım bugün kimseyle konuşmayacağım” de.” ( Meryem , 26 ) Yalnız semavi dinlerde değil, kısmen semavi din özelliği ve kalıntıları taşıyan bazı toplum ve dinlerde de adak inancına rastlanmaktadır. Yahudi ve Hristiyanların yanı sıra eski Çin, Türk ve Arap toplumlarında adakların yapıldığı bilinmektedir.
Kur’an’da adak ile ilgili olarak bazı hususlar zikredilmişse de bu konuda herhangi bir emir veya yasaklama mevcut değildir. İleride de işleneceği gibi adaklar yapıldıktan sonra mutlaka yerine getirilmesi gerekmektedir.
Bazı hadislerde Rasulüllah(SAV), yapıldıktan sonra Allah’a ibadet kabilinden olan adakların yerine getirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. ( Büyük Hadis Külliyatı vd.) Adağın Hz. Peygamber tarafından yasaklandığını ileri sürenler olmuşsa da, bu adaklar insanı kaderden müstağni kılmaya sürükleyen anlayışlara dayalı olan adaklardır. Çünkü yapıldıktan sonra mutlaka yerine getirilmesi kesin olarak emredildiğine ve bu konuda gayet açık hükümler bulunduğuna göre, yasaklanmış bir hususun yapıldıktan sonra yerine getirilmesi isteniyorsa bu yasak ne ile izah edilebilir?
Adak yemin kefaretinde olduğu gibi yerine getirilmesi kişinin İslami hükümlere olan sadakatine bağlıdır. Böyle bir adağı yaptıktan sonra onu yapmaması halinde ibadeti ihmal ettiğinden dolayı bu konuda o kişiyi zorlayacak her hangi bir yetkili ve kurum yoktur. Ancak Yüce Allah Kuran da “ Nezirlerini(adaklarını) eda etsinler.” (el- Hac,29)
Adağın şartları var mıdır? Varsa nelerdir?
Adağın İslami hükümlere göre geçerli olabilmesi için çeşitli şartları vardır:

1- Adanan ibadetin cinsinden mutlaka bir farz veya vacibin olması gerekir. Örneğin “ üç gün oruç tutacağım.” “ Şu kadar namaz kılacağım.” “ Kurban keseceğim.” diye adamak geçerli bir adaktır. Fakat “filan hastayı ziyaret edeceğim”, “Aldığım malları sermayesine satacağım” demek adak olmaz. Dolayısı ile Allah rızası için adanan ibadetin cinsinden farz ve vacip olmayan hatta İslam dininde yapılması uygun olmayan, İslam’ın emretmediği kötü geleneklerden ibaret olan türbelere, yatırlara mum yakmak, bu yatırların uğruna bir şeyler yapmak, yatırlara bir şeyler adamak caiz değildir. Hatta bunun gibi adaklar kesinlikle haramdır.
2- Adak, adayanın akıllı, büluğa ermiş yani ergin olması gerekir. Adağı yapan kimsenin aklından hasta olmaması, çocuk yaşta bulunmaması gerekir. Ergenlik çağına ulaşmamış olanlarla, delilerin yaptığı adakların yerine getirilmesi zorunlu değildir.
3- Adanan ibadet o anda veya gelecekte yapılması farz olan bir ibadet olmamalıdır. Mesela “şu işim olursa öğle namazını veya yatsı namazını kılacağım.” Veyahut “ Ramazanda oruç tutacağım” veya zengin olduğu halde” “ Kurban bayramında kurban keseceğim” gibi adaklar geçerli değildir. Çünkü bunun gibi ibadetler zaten farz veya vacip ibadetler olup yerine getirilmesi gereken ibadetlerdendir. Buna göre bu tür adaklar geçerli değildir.
4-Adanan ibadet ayrıca bir farz veya vacip bir ibadete sebep ve zemin türünden olmamalıdır. Örneğin abdest almayı veya tilavet secdesi yapmayı adamak da geçerli bir adak değildir. Zira bunun gibi ibadetler farz olan ibadetlere vesiledir, onun için adanmaz.
5- Adanan şey Allah’ın razı olmayacağı, günah özelliği taşıyan türden de olmamalıdır. Mesela “ Şu işim olursa kendimi Allah rızası için kurban edeceğim” diye bir adak yapmak geçerli olmadığı gibi haramdır. Fakat aslında İslam’ın emrettiği bir ibadet iken yine İslam’ın başka bir sebepten dolayı yasakladığı bir ibadet türü ise geçerli olur. Mesela bir kimsenin Ramazan bayramının birinci gününde veya Kurban bayramının ilk üç gününde oruç tutmayı adaması geçerli bir adaktır. Ancak bu günlerde oruç tutmak haram olduğu için, başka bir zamanda bu adağını kaza eder.
6- Adanan şeyin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır. Mesela geçen filan günde yahut falanın geleceği günde oruç tutmak gibi . geçen bir gün geri gelmeyeceği gibi, falan kimsenin gece veya gündüz zeval vaktinden sonra gelmesi halinde artık oruç tutulamayacağı bellidir. Çünkü oruç gündüz tutulduğu gibi fecrinden başlaması gerekir. Dolayısı ile böyle bir adak olmaz.
7- Adanan şey bir malın sadaka olarak verilmesi ise, adanan mal, adağı yapanın malından ve servetinden fazla olmamalıdır. Çünkü adağı yapan kimse ancak mal varlığı kadar bir harcamada bulunabilecektir. Ayrıca başkasının malını sadaka vermeyi adamak da geçerli değildir. Kişi sahip olmadığı bir malın tasarrufunu da yapamaz.

Adağın Kısımları var mıdır? Varsa bunlar nelerdir?
Adağın şarta bağlı ve şarta bağlı olmayan şeklinde iki kısmı olduğu gibi bu türler de kendi aralarında çeşitli kısımlara ayrılmaktadır.
A- Şarta Bağlı Olan Adaklar:
1- Bazı hususların gerçekleşmesine ve yapılmasına bağlanan adaklar. Mesela “Hastalığım geçer ve iyileşirsem şu kadar oruç tutacağım” veya “ Şu kadar kurban keseceğim” şeklinde yapılan adak gibi. Kişinin bu hastalığı geçerse yapılan bu adak ibadetini derhal yerine getirmek gerekir. Böyle bir adağı daha sonra yapmak her ne kadar caiz ise de hemen yerine getirilmesi daha sevaptır.
2- Bazı iyi ve güzel hususların gerçekleşmemesi ve yapılmaması için adanan adaklar. Örneğin ; “ Falan kimse ile konuşursam şu ibadeti yapmak üzerime vacip olsun” şeklindeki adaklar gibi. Burada koşulan şart falan kimse ile konuşmamadır. Bu şarta rağmen o kimse ile konuşulursa adağı yerine getirmek veyahut bunun yerine yemin keffareti ödemek gerekir.
Genel olarak belli bir şarta bağlanan adaklar belirtilen şartın gerçekleşmesinden önce yapılmazlar. Örneğin “ Falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım” diye adak yapılıp o işi gerçekleşmeden adadığı orucu tutarsa adağını yerine getirmiş olmaz. Adı geçen işi gerçekleşince yeniden orucu tutması gerekir.
Aynı şekilde bu tür bir adak belirli bir zaman, yer kişilere yahut belli bir şekle bağlanırsa mutlaka bu belirtilen şekilde yapılması şart değildir. Mesela “ Falan işim olursa falan gün veya falan ay oruç tutacağım, şu parayı falan adama vereceğim, yahut şu kadar namazı falan camide kılacağım” dese belirtilen işi gerçekleşince belirtildiği gün veya ayda oruç tutması şart değildir. Zikrettiği kişiye belirttiği parayı vermesi yahut söylediği camide namaz kılması şartı aranmamaktadır. Orucunu istediği bir zamanda tutması, sadakasını istediği kimseye vermesi, namazını istediği herhangi bir camide kılması mümkündür.

B- Şarta Bağlı Olmayan Adaklar:
Bu tür adaklar da ikiye ayrılmaktadır.
1- Belli olan adaklar: şarta bağlı olmadan yapılan adaklardır. Mesela önümüzdeki Perşembe günü oruç tutmayı adamak gibi.
2- Belli olmayan adaklar: Bu tür adaklar a hiçbir şarta bağlı olmadan adanan adak türleridir. Mesela “ şu kadar gün oruç tutacağım diyerek hiçbir şart ve zamana bağlamadan bir müddet oruç tutmayı” adamak gibi.
Bütün bu hükümlere göre mutlak bir şarta bağlı olmadan adanan oruçların kesin olarak yerine getirilmeleri gerekir. Belirli bir zamanda yapılması adanan adak başka bir günde kaza edilmelidir. Aynı şekilde bu tür mutlak adaklarda belirli bir yer ve kişi ile belirli bir miktar da önemli değildir. Mühim olan bu adakların yerine getirilmesidir. Belirlenen yer, kişi ve miktarlar değiştirilebilir.

Türk toplumunda en çok üzerinde durulan adak çeşid,i adak kurbanıdır. Adanılan şey bazen kurban olabilir. Bu durumda şu hususlara dikkat edilmelidir.

1- Kurban davar, sığır, manda ve deve gibi dört ayaklı hayvanlardan olmalıdır. Tavuk, kaz ve hindi gibi iki ayaklı hayvanlardan kurban olmaz. Toplumda çoğu zaman kadınlar ve anneler tarafından çocukları tekke denen mekanlara götürülerek oralarda tavuk, horoz kesilip kanı çocukların anlına sürülür şifa bulması umulurdu. Bu tutum tamamen din dışı bir uygulamadır. Hiçbir dini temeli olmayan bu tür uygulamaların tamamen örf ve adetlerden kaynaklanan bir durumdur. Bu uygulamalara bakılarak bu bir dinin anlayış biçimidir denemez.

2- Kurban etinden onu adayan kimse ile onun anası, babası, çocukları ve torunları yiyemezler. Ancak kardeşleri, amcaları, halaları, kardeş çocukları bu kurban etinden yer. Kurbanın eti fakirlere yedirilir. Şayet adayan yiyecekse o zaman yedikleri miktarın değerini fakirlere vermeleri gerekir. Adak kurbanının eti yatılı Kuran Kursu öğrencilerine de verilebilir.

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
15AboneAbone Ol

Çok Okunanlar