19 Haziran 2021 Cts

Karadeniz’liler Laz Değildir!

Biz Doğu Karadenizliyiz, bundan sonra böyle deyin ey Rizeli, ey Trabzonlu, Ey Hopalılar!

 

KARADENİZ’LİLER LAZ DEĞİLDİR!

 

(Laz’lar Karadeniz bölgesinde azınlıktır!)

 

  Bu cümleyi ilk okuyan yâda duyan özellikle bir Balıkesirli bir Manisalı bir Trakyalı bir Ispartalı bir Muğlalı bir Çanakkaleli insanın diyeceği şudur: Hadi canım sen de! Hadi yaa, sen kimi kandırıyorsun!.. (Yani mealen: Siz Laz’sınız, bunu bana yutturamazsınız!) Belki bir şey söylemeyecek gülecek..ancak bu gülmenin cevap verenle aynı anlamda bir düşünceyi taşıdığını muhatabınızı sıkıştırınca görecek-şaşıracaksınız!

 

  Ankara’dan batısı ve dahi ülkenin yarı insanı bütün Karadenizlilerin Laz olduğunu düşünür. Karadenizli olmak Laz olmaktır, esmer olmanız önemli değildir-güneşte yanmışsınızdır, uzun ve eğri bir burnunuzun olmaması önemli değildir, siz gerçek burnunuzu belli olmasın diye düz bir maske burnun içinde sıkıştırırarak saklamışsınızdır zaten..Hele ki renkli yada masmavi gözleriniz sapsarı saçlarınız varsa davayı baştan kaybettiniz, allameyi kül cihan olsanız anlatamazsınız; siz Laz’sınız ve olay bitmiştir!

 

   Maalesef Türkiye toplumu olarak okumayan-araştırmayan-ilim (bilgi) sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar olduğumuzdan genel kanaat böyledir: Adam Karadeniz bölgesi neresi, nereden başlar, kültürü hep aynı mıdır, nedir bilmez, bir kere Ordu’yu, Trabzon’u görmemiştir ama peşin hüküm sahibidir: Bütün Karadenizliler Laz’dır! İster Ordulu, Samsunlu, Giresunlu hatta Sinoplu, Zonguldaklı bile olsa kurtuluşu yoktur Laz’dır!

 

   Oysa gerçekler öyle midir, bir bakalım: Evvela şunu söylemek lazım, Karadeniz bölgesi hakkında konuşulacak en zor bölgedir. Hele Doğu Karadenizi çözmek başlı başına bir iştir. Karadeniz bir defa en az üç kısımdır ki bu üç kısım aslında başlı başına ayrı bir bölgedir. Yani Batı Karadeniz ayrı bir bölge, Orta Karadeniz ayrı bir bölge, Doğu Karadeniz ise apayrı bir bölgedir. Bütün bu üç kısmın ama bana göre üç ayrı bölgenin ortak yönleri: Sahillerinin Karadeniz olması, nemli-yağışlı iklim, bazı ortak konuşmalar ve tarım ürünlerinden kaynaklanan birtakım orta yemek kültürüdür.(Lahana, mısır ve hamsi yemekleri gibi) Bunun dışında çoğu durum farklıdır.

 

   Öyle zannedilir, evet ikisi de Karadenizlidir, amma bir Trabzonlu ile bir Sinoplunun kültür arasındaki fark Edirneli ile Mersinli arasındaki fark kadar geniştir. Amma gel de sen bunu bir Çanakkaleliye anlat! Mesela, Karadeniz öyle geniş ve birbirinden farklı yerel kültürleri içinde barındırır ki, yerel lehçeler-konuşma ağızları bile farklıdır. Mademki Sinop ve Trabzon dedik, yine oradan örnek: Trabzonlunun şivesi kendi içinde iki kısım olsa da diyelim ki ortalama konuşmadan örnek verelim: Bu iş olmayı, Dursun emice gelmayı, Ne teysun la, Tevlet (Devlet) babadan Allah razi olsun, Diren (Tren) le kideceğum, Ula babamdan paa habu tuzluk (düzlük) kaldi … Bakınız ülke genelinde Trabzon konuşması bile yanlış bilinir, Rize şivesi ile karıştırılır. Trabzonlu D harfini T, T harfini ise D diye telaffuz eder. Amma bizim Egelinin, Marmaralının hepsine birden Laz deyip aynı zannettiği Sinop’lu ise ‘’ Ne disen, bu akşam gelimisen, bizim amcaya gidimisen, işi kabul etmimisen..’’ şeklinde konuşur.Yine aynı Laz zannedilen bir Ordulunun iki biçimde konuşması vardır. Ünye ve Fatsa sahili  ince sesli ile konuşur (Çarşamba-Terme yöresinden etkilenmiştir) : Ne oli la, arabayı kavur (itekle), Ne din la sen, Adam gaçmış bilmin mi, görmin mi? Döller napi  Diye konuşurken Ordu’nun %70’i ise;(özellikle yukarıya doğru çıktıkça bu şive sert sesli ağırlıklı olarak sertleşir) Napıyusuz la, Alıyan mı la arabaan, Böce geliyalar mı, geliyumusuz, Ni yapıyan la gardaşlık, Yarın aşam da çalıyalarmış, Gaç uşaan var (Kaç çocuğun var) gibi konuşur.Yine Giresun Doğu Karadeniz olmasına rağmen Orduya yakındır: Espiya’dan Girasun’a  cücüü saddukta parasını gönderdük, az evvel hennük yaamaya başladı, ala inekde yaylımdan geldi, bas bas bağırii, der. Samsun kendi içinde üç ayrı şive sahibidir, Doğusunda Çarşamba ağzı konuşulurken, (mesela Na gidin la dölüm=Nereye gidiyorsun çocuğum) iç kesiminde Amasya ağzı konuşulur: Çağlar(Çocuklar) geliyanız mı la, Şuna bak hele la gölbezleri götmüş (Köpek yavrularını getirmiş), Şavgı (Şevki) emmi ne zaman gidiyanız? Öyle iş olmayı, kesüyü bekit, dün kafam fenikti, şöle bi kazınalım (dertleşelim)

 

  Gördünüz mü, bakınız dışarıdan Laz zannedilen Karadeniz de bir Batı Karadenizli (Sinoplu) bir Orta Karadenizli (Ordu) bir Doğu Karadenizli (Trabzon) şivesi bile birbirini hiç tutmuyor!(elbette ki ortak kelime ve ağızlar var-mesela Ordu da Trabzon gibi mesela çocuğa uşak der) ..Tabi dikkat ederseniz Orta Karadeniz’de ki illerin şivesi birbirine yakındır. Zaten buda buraların ayrı bir bölge olduğuna işarettir. Mesela Samsun-Ordu hatta Amasya-Tokat şiveleri birbirine ana hatlarıyla benzerler. Ancak üç Karadeniz bölgesi arasında keskin ağız farkları var. Daha Kastamonu, Zonguldak, Artvin, Rize konuşmasından örnek vermedik! Bazen komşu illerin bile konuşması benzerken(Ordu-Giresun gibi) bazen de hiç aynı değildir! Mesela Trabzon yukarıdaki gibi konuşurken bir Rize tamamen farklı konuşur, üstelik onunda kendi içinde üç ayrı ağzı vardır, genel olarak S,C,H harflerine ağırlık verir hatta birlikte kullanır: Nere cidisen, Celin (Gelin)  buraya ne zaman pakacağsun, Kocukari o evun içunda dilisim etdu (Kocakarı o evin içinde tılsım yaptı) Ajluktan düşdu, çapuk evuna kaşti ) Hâlbuki bir Ege’de Muğla ile Kütahya birbirine uzak olmasına karşın arada çok ciddi şive fakı yoktur, birbirine benzeşir. Hele komşu iller mesel Aydın-Muğla, İzmir-Manisa aynı gibidir.

 

  Hele folklora bakalım: Mesela cühela bir vatandaş bütün Karadenizi horon tepiyor zanneder. Fakat Trabzon’un horonu varken, Giresun’un karşılaması vardır. Samsun ve Ordu çiftetelli benzeri-karşılama gibi oyunları davul-zurna ana enstrümanla oynarken, Rize horon teper fakat tulumla oynar, Trabzon ve Giresun (omunda değişik horonları vardır) horonu kemençe ile oynarken, Artvin tulumla oynar fakat aynı Artvin yukarı kesiminde atabarı oynar. Artvin atabarı oynarken Gümüşhane halay çeker, Sinop-Kastamonu-Bartın ise köçek oynar..

Peki, hani bütün Karadeniz Laz dı, hepsi horon teperdi? (Sinir oluyorum arkadaş!)

 

 İnsan tabiatları bile farklıdır; söz gelimi Trabzon ve Rize insanı radikal-kabına sığmayan-uçlarda gezen-oldukça girişken insanlar iken Sinoplular rahat insanlardır, hatta diplerindeki Gümüşhane’nin bile sakin bir insanı vardır. Samsun sahili biraz hoyrat iken Kastamonu’nun iç kesimi, Amasya-Tokat Anadolu’dur, kalender insanı vardır. Genel olarak doğu Karadeniz’in kültürü farklı, Orta Karadeniz’in yerel kültürü farklı, Batı Karadeniz ise Marmara etkisinde tamamen farklı kültürde bir bölgedir. Peki, bütün Karadeniz asabi ve Laz dır?

 

  Daha birçok fark sayabilirim, mesela bitki örtüsü Doğu Karadeniz de gürgen falanken Orta Karadeniz de Gürgen yanında Meşede yaygındır, Batı Karadeniz ise Çam ve Kestanedir. Doğu Karadeniz çok dağlık iken, Orta Karadeniz daha eğimi düşük hatta kıyıda iki büyük içeride birçok küçük ovaya sahiptir. Batı Karadeniz tamamen farklıdır, farklı bir dağlık yapısı bulunur, fakat orda da düzlükler vardır.

 

  Gelelim şu Laz meselesine..Şimdi en baştan Batı Karadeniz ve Orta Karadeniz’den başlayalım: Düzce’den çıkın Doğu Karadeniz’in başlangıcı olan Giresun’a kadar tek bir tane yerli Laz insana rast gelemezsiniz. Çünkü buralarda yerel halk tamamen Türk’tür. Taa Malazgirt’ten itibaren Anadolu’nun fethine müteakiben Selçuklu kumandanları Tokat Niksar’a (Dikkat: Karadeniz’e 100 km. mesafede) gelmişler buralarda Danişment oğulları Devletini kurmuşlardır. Giresuna kadar olan bölge Türkiye Selçuklu Devleti sınırları içine girmiştir. Onun yıkılmasını müteakiben Batı Karadeniz de Candaroğulları kurulmuş ki bu zamanda daha bize Laz diyen Bursalının Bursası Brisa adıyla bir Bizans şehridir. Yine bu zamanda Samsun-Ordu-Tokat yöresinde Canikoğulları denilen mesela Niksar’dan Akkuş dahil Çarşamba ve Fatsaya kadar Taceddinoğulları, Ladikten Samsuna kadar Kubadoğulları, Ordu-Mesudiye tarafında Bayramoğlları beylikleri vardır ki öz be öz Türk Beylikleridir. Yani Malazgirt’ten sonra otuz sene içinde Batı ve Orta Karadeniz bölgeleri Türk hâkimiyetine geçmiştir. Yani bu şu demektir, buralar fethedilmiş ve buraya Türk-men halk gelip yerleşmiştir. Batı ve Orta Karadeniz Selçuklu devrini de sonuna kadar yaşadı. Türk-İslam kültürü yerleşti, kök saldı. İşte kalan tarihi eserle ortada..İki ay önce eski Türk tarih kurumu başkanı Yusuf Halaçoğlu ile görüştük, diyor ki; Orta Karadenize Samsun-Ordu kıyılarına hatta Giresun ve Trabzonun bir kısım yerlerine Oğuz (Türkmen) boylarından Çepni Türkmenlerinin 5200 çadır insan olarak gelip yerleştiğini belgelerde yazılı olduğunu söyledi. Zaten Batı Karadeniz’e birçok Türkmen boyları yerleşmiştir. Orta Karadenizin iç kesimlerine de farklı Türkmen boyları gelmiştir. Fakat burada Cumhuriyetin kuruluşuna kadar bütün Anadolu’da olduğu gibi yerli rum ve Ermeni halkla birlikte son dönemlere kadar uyum içinde yaşamışlar, hatta bunlardan elbette ki Müslüman olanlar olmuştur. Fakat Tehcirle Ermeniler, Lozan anlaşmasıyla Rumlar gidince buralar tamamen Müslüman kalmıştır. Tabii 1864’den 1878’e kadar Batı ve Orta Karadeniz’e Ruslardan kaçan Müslüman Çerkezler ve Gürcüler gelip-yerleştirilmiştir. Zaten mesela Marmara’da da Çerkez ve Gürcüler vardır. Ancak batı ve Orta Karadeniz de çoğunluk olarak halk (ırkçılık yapmıyor, Laz olayına açıklık getiriyoruz) Türk ağırlıklıdır. Mesela Ordu %85 Türk, % 15 Gürcü’dür. Akkuş’un bütün köyleri Türk sadece bir köyü (Kabakulak) Gürcü’dür. Ancak bana Ordu’da bir tane yerli Laz gösteremezsiniz. Yerli halktan bir tane Lazca konuşan biri göremezsiniz. Mesela bu durum Giresun’da da böyledir. Ancak Cumhuriyet döneminde gelmiş-iş nedeniyle yerleşmiştir. Hatta dışarıdakiler bilmez, Orta Karadeniz de Balkanlardan gelme hayli mübadil ve muhacir vardır. Samsunda 100 bin kişi Yunanistan ve Bulgaristan mübadili yada muhaciridir. Bunların çoğu Türk’se de mesela Arnavutlarda vardır. Aynı Samsun’da Trabzon dışında en çok Trabzonlu yaşar. Bunların şiveleri toplumu yanıltmakta, işin içinden çıkmak için kısaca Laz demektedirler. Bu kişilerde Samsun dışına çıkınca aslında Trabzon kökenli amma dedesi-ebesi gelmiş, kendisi burada doğmuş-büyümüş, Samsunluyum diyor, fakat ağız Trabzonlu konuşuyor, karşıdaki de haa bu Samsunlularda Laz diyor, olmuyor.

 

  Gelelim Doğu Karadeniz’e..Bir defa Giresun un yarısı Ordu’da kurulan Bayramoğulları beyliğinin içine zaten alınmış idi..1461 Doğu Karadeniz için dönüm noktasıdır. 15 Ağustos 1461’de bizzat nice zorluklarla geçen bir sefer sonunda bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından Trabzon Rum İmparatorluğuna son verilmiştir. Hemen peşinden Giresunun kalan yarısı, Rize de fethedilmiştir. Rum Devletinin ileri gelenleri buradan sürüldü. Giresun zaten epey Türkleşmişti, bu tarihte Osmanlı Devleti her yeri fethederken yaptığı gibi buraya da Türk nüfus yerleştirdi, buraya dikkat buyurun: İlk etapta 1500 Rum aile buradan İstanbul’a (Fener-Balat) göçürülmüştür. Daha sonra birçok defa buradan Rum halk Rumeline (Balkanlara) zorunlu gönderilmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Maliyeden Müdevver 828 numarada kayıtlı 1486 tarihli defterde yer alan bilgilere göre fethi takip eden ilk 25 yılda buradan altı büyük sürgün yapılmıştır. Özellikle Trabzon sur içi güvenlik nedeniyle boşaltılmıştır. Bunların yerine Trabzon‘a Niksar, Sonusa, Lâdik, Amasya, Bafra, Osmancık, İskilip, Çorum, Gümüş, Merzifon, Tokat, Samsun, Turhal, Zile, Gölcanik, Satılmışcanik, Kağala ve Vezirköprüden ilk etapta toplam 258 Türk ailesi gönderilmiş ve yerleştirilmiştir. Aynı şekilde Giresun ve Rize’ye de hemen hemen aynı yerlerden Türk-menler gönderilmiş, yerleştirilmiştir. Özellikle Giresun %90 nispetinde Türkleşmiştir. Bugün epey Giresunlunun simasına bakınız, Türkmen bir simayı görürsünüz. Aslında bu yerleşmeleri Osmanlı Müslüman ahali diyerek, Müslümanlaştırmak için yerleştirmiştir. Anacak mesele Laz meselesini açıklamak olunca işin etnik boyutuna girmek icap ediyor. İleriki yıllarda buraya yüzlerce-binlerce Türk aile gelip yerleşti. Yavuz sultan selim Trabzon Sancak beyliği yaparken, oğlu Kanuni burada doğdu. Yavuz buradayken Rize’nin doğusunu, Artvin sahillerini, Batumu ve Kutaisi’yi (Gürcistan) fethetti. Buralara o sırada Şah İsmail’den kaçan ve kendisine sığınan Sünni Akkoyunlu Türkmen aşiretlerden binlerce insanı yerleştirdi. Bunlar özellikle Rize’nin batısına yerleşti. Of-Sürmene tarafına Maraş tan gelip, yerleşen Türkler oldu.

 

  Fakat Rize’nin doğusunun çoğu Laz kaldı. Artvin sahili de Laz kaldı. Artvinin orta kesimide Gürcüydü. Ayrıca burada Müslüman olmuş Ermeni kökenli denilen Hemşinlilerde yaşamaktaydı. Trabzon’da Rum halk azalsa da epey yerli Rum yine kaldı. Yani bütün bu insanlar Hıristiyan ve Ortodoks’dular. Fakat buraya yerleşen samimi Müslümanlar, Dervişler bu insanları zaman içinde etkiledi ve zamanla Laz’ların, Hemşinlilerin, Gürcülerin hepsi, Rumların bir kısmı İslamiyeti kabul ettiler. Tabii Osmanlının son yıllarında özellikle bu Rumlar Pontus-Rum Devleti kurma hayaliyle Büyük devletler-Yunanistan ve Fener Rum Patriğinin desteğiyle ayaklanınca tamda I.Dünya savaşında Ruslarda Trabzon ve Rize’yi işgal edince bunlara gün doğdu. Hele Samsun’da ki Rumlar daha büyük çeteler kurdular. Ordu-Amasya ve Tokatta bile terör estirdiler. (Akkuş’ta Rum Sirop çetesi) Ancak Karadeniz’in en büyük Kuvay-ı Milliyecisi Giresunlu Topal Osman Ağa, Trabzonlu Necati Hoca ve diğer Türk çeteleri yeni kurulan Türk Ordusundan da destekle Doğu ve Ota Karadenizi Rum çetelerinden temizlediler. Sonra Cumhuriyet kurulunca Lozan Anlaşmasıyla Karadeniz ve bütün Anadolu’dan Rumlar Yunanistan’a gönderildi, oradaki Türkler (Batı Trakya hariç) Anadolu’ya getirildi. Ancak Trabzon’da ki Rumların yarısı Müslüman olmuştu. Bunların bugün torunları yaşamaktalar, özellikle Trabzonun yukarı ve doğu kesimindeki ilçelerde yaşarlar, kendilerine Rum demezler ancak babam, dedem, amcam Rumca konuşur bende biraz bilirim derler. Müslüman olmuş, Türk kültüründen de etkilenmiştirler. Zaten simaen farklıdırlar, Bizans fresklerindeki kişilere benzerler.(Adamın nesli sülalesi Müslüman olmuş, ne güzel, Rum olsa ne olur?)

 

  Rize’nin doğusu ise Müslüman Laz ve Müslüman Hemşinlidir. İngilizce gibi apayrı dilleri vardır. Fakat Lazların ekseriyetle yaşadığı şehirler Pazar, Arhavi ve Hopa’dır. Mesela Kazım Koyuncu gerçek Laz’dı. Osmanlı devleti bir imparatorluk hüviyetinde olduğundan bizim Cumhuriyet dönemi korkularını yaşamamış, Laz’a Laz, Kürt’e Kürt demiş, onların kültürel özgürlüklerini kısıtlamamış, böylece gerçek Laz, gerçek Kürt ortada olmuştur. Mesela Kürtlerin yoğun olduğu bölgeye Kürdistan derken, Lazların yoğun olduğu bölgeye Lazistan denmiştir. Lazistan bugünkü Rize ve Artvin sahilini kapsayan yöreydi ve bir sancaktı. Trabzon eyaletine bağlıydı. Dikkat edin neden Trabzon eyaleti demişte Lazistan dememiş, gayet basit onu anlatıyoruz, Trabzon Laz değil de ondan! 1873 tarihli Osmanlı kayıtlarına göre Lazistanın nüfusu 9205 hanede yaşayan 55.350 kişiden ibarettir. Bugün 5 katı artmış olsa Türkiye’deki toplam Lazların nüfusu 250 bin civarında kişi olur. Hâlbuki Rize vilayeti 2011 nüfusu 320 bindir, bu Lazların hepside Rize’de yaşamaz, şartlar nedeniyle İstanbul, Ankara’da falan binlerce yaşayan Laz insan vardır. Laz zannedilen Trabzon vilayetinin nüfusu tek başına yaklaşık 900 bindir. Buna dışarıda yaşayan Trabzonluları dâhil edersen bu rakam 1,5 milyonu aşar. Bu bile Lazların ne kadar azınlık bir etnik grup olduğunu gösterir. Zaten bugün Laz’ların nüfusu da araştırmalarda kişi beyanına dayalı 200 bin civarındadır. Konda şirketinin 1993 İstanbul araştırmasında ‘’Ben Lazım’’ diyenlerin oranı %4.28’dir.

 

   Kısacası bugün Ordu, Giresun Türk, Trabzon Türk ve Müslüman Rum, Rize Müslüman Laz, Türk ve Hemşinli, Artvin Türk, Laz ve Gürcü etnik dağılımda illerimizdir. Samsun göç almış, birçok etnik grubun birlikte yaşadığı (Türk ağırlıklı, Çerkes, Gürcü, Laz, Mübadil Türk ve Arnavut, Kürt) bir şehirdir. Elbette Ordu’da da Gürcüler vardır, tıpkı Bursa’da, Balıkesir’de  olduğu gibi..Diyarbakır’da bize’’bunlar Laz uşağı’’ diyen seyyar ciğerciye arkadaşımızın anlattığı gibi, Balıkesir’de anlattığım gibi, Edirne’de dolmuş şoförüne ‘’Orduyu ne bilirsiniz?’’ cevap:Laz gelince, Ordu’nun Laz olmadığını anlattığım gibi bu yazıyla da geniş ve biraz bilimsel olarak anlattık. Şimdi bir akrabam muhacirlerden konuşurken onlara Bulgarlar dedi. Bulgaristan’dan gelenleri Müslüman Bulgar zannediyor..onlar Bulgar olmadığı gibi Karadenizlilerde Laz değildir, Lazlarda Karadeniz de azınlıktır.

 

  İnsanlarımız dışarıda ortalama Doğu Karadeniz şivesini konuşan herkesi Laz zannediyor. Gücistan Batum’da otururken yanımıza biri geldi, içinizde Laz olan var mı dedi, Trabzonlu iki şoförümüz biz Lazız dediler, o halde Lazca konuşalım dediler onlarda bizim ayrı bir dilimiz yok, dediler. İşte herkes onlara Laz deyince adamlar da kendini Laz zannediyor-kabul ediyor, amma Lazca diye Fransızca gibi ayrı bir dil olan dili bilmiyor, çünkü Laz değil! Zaten bugün Demokrasi var, işte Türkiye’de konuşulamayanlar konuşulur oldu, gidin Trabzon da araştırma yapın, kendine Laz diyen adam %5’den fazla çıkarsa adımı değiştiririm. Zaten bütün araştırmalar bunu gösteriyor, Türkiye’de Laz’ların nüfusu en fazla 250-300 bin kişi, nerede öyle milyonlarca kişi..Amma vatandaş milyonlarca Laz var zannediyor. Fakat bu işin bir suçlusu da Trabzonlular, takdir ediyorum ki Türkiye’nin en girişken insanları olan ve her gittiği ilde tutunan-varlık sahibi olan, bugün Türkiye genelinde yüzlerce-binlerce yetişmiş-zengin ve sanayide-ticarette-siyasette-bürokraside söz sahibi olan Trabzonlular gittikleri her yerde Trabzon ağzı ile konuşup, horon tepib, birde biz Karadenizliyiz ve bazıları da biz Lazız deyince herkes bütün Karadenizliyim diyenleri böyle konuşan-horon tepen-Laz zannetti. Halbuki diyecekleri gayet basit: Biz Doğu Karadenizliyiz, bundan sonra böyle deyin ey Rizeli, ey Trabzonlu, Ey Hopalılar!

 

  Hala da anlamayan varsa gitsin kendine zekâ testi yaptırsın. Bu arada asla amacımız Türkçülük, Irkçılık olmayıp, meseleyi açıklığa kavuşturmaktı ve zannediyorum mesele anlaşılmıştır.

 

Bahadır KAYIM

Related Articles

64 YORUMLAR

  1. rize bilgisi bıraz yanlış rize nın 12 ilcesı var bunların pazar ardeşen fındıklı laz ilcelerı camlı hemşın ve hemşın ilcelerı ermenı 5 ilcede tulum ve kemencede calınır
    cayelındede kısmen tulum calınır KEMENCE CALINAN İLCELER
    POTOMYA// SALARHA// RİZE MERKEZ// GÜNDOĞDU//DERE PAZARI// İYİDERE// KALKANDERE// İKİZDERE BU İLCELERDE YANLIZCA KEMENCE CALINIR VE HORON OYNANIR BIZDE HORON TEPILMEZ OYNANIR DENIR RIZEYI TULUMLA OYNAR DENMESI COK SACMA HER İKİSİDE BÖLGELERE GÖRE DEĞIŞIR

  2. Gümüşhane halay mı çeker? Gümüşhane kültüründe halay yok, yoğun olarak horon (sıksara, dizden kırma, mavrangel vb.) oynanır ve horonun yanında biraz bara çalan oyunlar (temur ağa vb.) da oynanır.

    • Değerli kardeşim; 3 yıl önce merak edip Gümüşhane de 5 gün kaldım ve ili inceledim.Eksik biliyorsunuz: Gümüşhane nin kuzeyi Doğu Karadeniz kültürü içindedir yani Kürtün Giresun, Torul ise Trabzon kültürü olan yerler ve buralarda elbette folklor olarak HORON var. Torul içinde konuştuğumuz insanlarda Trabzon ağzı tesiri vardı.Gümüşhane merkez ise ortada geçiş noktasında olduğundan her iki kültür de var. Ancak ağırlık Halaydır. Her iki oyunun düğünlerde oynandığını gördük.En büyük ilçe olan Kelkit ve Şiran ile merkezin önemli kısmında Doğu Anadolu kültürü var, konuşmaları yemekleri ve HALAY oyunları bunun ispatıdır. Hatta Hastanede rastgeldigimiz bir Şiranlı nın konuşması tamamen Erzurum ağzıydı.

  3. Eşim Artvinli ve Türk ama İstanbulda onu Laz sanıyorlar.Halbuki alakası yok. Ben Zonguldaklıyım ve Türküm ama Üniversitedeyken Adanalı arkadaşım beni Laz zannetmişti. Ben de onu Arap .Halbuki ikimiz de Türktük. Adapazarı Akyazı Kuzulukta çalışırken , yanımdaki bayan Trabzonluydu ve Çepni idi.Ben Türkmensin o zaman deyince,Laz olduğunu söylemişti. Olaya bakın.Kendini Laz sanan bir Çepni Oğuz bayanı.Üstelik Türkçeden başka dil bilmiyor. Trabzonlu ÇEBİ olduğunu söyleyen bir bayan da kendini Laz sanıyordu.Türkçe anadilli.Halbuki inceleyince Çebi lerin de ÇEBİ HAN ın torunu Türkler olduğunu gördüm. Orta Asyada o zamanki Türkler içinde Çinliler karşısında bağımsız kalabilmiş Türklerin son müdafii. Çinde onun anıtı bile hala mevcut.Dileyen gidip görebilir. Doğu Karadenizde büyük nüfus oluşturan ve eskiden hristiyan olan KIPÇAK Türklerini artık herkes biliyor sanırım.ATABEK DEVLETİni kurup 311 yıl yaşatan . Onlar da müslüman oldu ve Artvin Şavşatlı eşim de onlardan bir Kıpçak. SONUÇ : Doğu Karadenizin bile çoğu Türktür.Asimilasyon sanılanın tersine olmuştur.Türkler Lazlaşmış veya Gürcüleşmiştir.Dil olarak değil ama bilinç olarak.Samsun,Ordu,Giresun un yerlisi tam Türktür. Diğerleri sonradan göçle gelmiştir.Trabzonda Türk ,Rum ,azcık Laz , Rizede Türk,Laz,azcık Rum ,Artvinde ise Türk,Gürcü,Laz ve azcık Hemşinli vardır. Göçle dışarıdan gelenler tabii ki ayrıca olabilir.Kimse bu yazdıklarıma itiraz etmesin.Doğru olduğunu herkes biliyor.Ben de Karadenizliyim çünkü ve kesin gerçeği yazdım.Lazcıların vb istediğini değil. (Gubaz es) in veya ( 4.David in ) veya (Komnenos ların ) torunları elbette var ama Fatih Sultan Mehmetin ve Kıpçak ATRAK han ın ,ÇEBİ han ın torunları daha fazla Doğu Karadenizimizde çünkü. Allahın işidir böyle olması.

    • Ilk yazdıklarınız çok doğru..maalesef TRABZON lu ve Rizeli Türklerin önemli kısmı kısmı kendini Laz zannediyor. Bu durum bir Türk aşireti iken çoğu Kürtleşen Urfa da ki Karakeçili Türkmenlerini akla getiriyor ama fark şu ki, burada Laz çoğunluk halk içinde olmamalarına ragmen kendi kendilerini Laz kabul etmişler ama Lazca bilmiyorlar, komik bir durum.Yani olay bile Laz fıkrasına dönüşmüş..

      Gelelim diğer konuya: Tarihte Çebi Han diye bir şahıs yoktur.Çinde heykeli falan bunlar yakıştırmadır. Çepni boyu, Oğuz Kağan Destanı’na göre Oğuzların 24 boyundan biri ve Kaşgarlı Mahmud’a göre yirmi iki Oğuz bölüğünden Divân-ı Lügati’t-Türk’te; “Yirmibirincisi: “جآپنِ Çepni”lerdir. Çepniler önce Sivas, Tokat, Amasya bölgesine sonra bir kısmı Balıkesire yerleştiler. Çepni Türkmenler önce Selçukluların rakibi olup bu bölgeye ilk gelen Türkler olan Danişmentliler Devleti içindeydi. Danişmentlileri Selçuklular dağıttı, Selçuklular dağılınca Balıkesir ve Canakkaleye ilk giden Türklerden önemli kısmı Çepni olup, o bölgede ilk Türk Beyliği olan Karesioğulları Beyliğini kurdular. (Kurucu Kara İsa Beye, Karesi Bey denmiştir)
      Selçuklular dağılınca Niksar Erbaa Bölgesinde kalanlar Taceddinoğulları Beyliğini kurdular. Buradan Ünye Terme Çarsambaya indiler. Bir kol Sinopa kadar gitti, orda 1250 lerde Trabzon Rum Devletinin deniz baskınında savaşmıştır ve savaşan beyleri Emir TAYBOĞA buraya yerleşmiş burda vefat etmiştir, türbesi Seyyid Bilal Türbesi içindedir. Diğer güçlü bir kol da Ordu merkezli Hacı Emiroğulları beyliği olup, Mesudiye den aşağıya Gölköy Ulubey Ordu merkez Perşembe Fatsayı sonra Batı Giresunu fethetti buralara yerleştiler. Sonra Osmanlı onları kaldırdı ve 1461 de Fatihin Trabzonu ve Doğu Giresunu fethiyle buralara yerleştiler.Ancak Trabzon merkeze daha çok Bafra, Amasya, Samsun, Ünye tarafından insan getirildi. Böylece buralarda kalan Çepnilerin de önemli kısmı diğer Türkmenler ile Doğu Karadenize geldi. Ancak şahsi gözlemlerim Trabzon merkezin doğusunda Çepni Türkmenler yoktur sadece Trabzonun yine gerisinde kalan ve Giresun kültürü etkisindeki Gümüşhane Kürtün de Çepniler vardır. Dikkat, bütün Karadeniz yada Doğu Karadeniz Çepni degil ama çoğu Doğu Karadeniz de.
      Karadeniz bölgesindeki Çepniler çoğunlukla koyu Sünni olmakla birlikte, Alevi olan gruplara da rastlanır. Rus Tarihçi Prof. Dr. Irene Melikoff, Hacı Bektaşi Veli ve onun ilk müritlerinden olan Kadıncık Ana ve Abdal Musa’nın da Çepni olduğunu yazar.Şah İsmail ile Yavuz Selim savaşları sırasında bir kısım Alevi Çepniler İran’a gidip yerleşmişlerdir.

      Ayrıca Prof. Dr. Faruk Sümer Oğuzlar/Türkmenler isimli eserinde Çepnilerin, Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerinden olduklarını ve Anadolu’nun değişik yerlerinde yaşadıklarını,az miktar Gaziantep de olsa da Giresun, Gümüşhane, Ordu, Trabzon, Bayburt olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nde yoğun olarak yaşayan Çepnilerin ise çoğunlukla Sünni olduğunu, ancak zamanında Alevi olduklarını ve sonradan Sünnileştiklerini yazar.

      Trabzon çoğunlukla Türk ve Türkleşmiş Pontus Rumları halk ve bur miktar Müslüman Rum ahaliden oluşur. Müslüman Rum halk, OF ve ÇAYKARA da daha yoğun olmak üzere bir miktar Sürmene, Maçka ve Tonya ile Trabzon merkezde yaşar.

      Türkleşmiş Pontus Rum halk vardır şöyle ki: Müslüman olmuşlar bir kısmı ise zamanla dillerini unutmuşlardır ancak simaen farklıdırlar. Bunların bir kısmı ise Rizenin batısındadır.
      Rizeye gelince: Batısı ve merkezi ve Çayeli ilçelerinde; Türk ve bir miktar Türkleşmiş Pontus Rum halk yaşar. Çok az da olsa dillerini unutmamış Müslüman Rum köyler vardır.Burdaki Türklerin birçoğu Erzurum ve Bayburttan gelmedir. Rize nin PAZAR ilçesinden itibaren doğusu BATUM sınıra kadar çoğunlukla LAZ Halktır. Burada bir miktar Hemşinli denilen Müslüman Ermeni Yerli halk yaşar.

      Artvin ise; sahil ilçeleri Arhavi, Hopa, Kemalpaşa çoğunlukla LAZ bir kısmı Hemşinli olup, orta kesim Murgul, Borçka ve ARTVİN merkez (bir miktar Türk olsa da) genellikle GÜRCÜ olup, yukarıdaki Yusufeli, Şavşat ilçeleri TÜRK ve Gürcü karışık, Ardahan sınırında olan Ardanuç ise genellikle TÜRK tür.

      Türkiye de Kıpçak Türkleri azdır. Aslında Kıpçak denilen Türkler TATARLARDIR. Artvin, Rize Türkleri Kıpçak falan değildir..varsa da çok az karışmıştır.

      Netice de; bugün artık çoğu Suriyeli Iraklı Arap diğer kısmı Iranlı, Afgan, Pakistanlı, Hintli, Kafkas, Balkanli, Zenci vs. 5 milyondan fazla yabancının yaşadığı..zaten 83 milyon Halkının 7 milyonu Kafkas (Gürcü,Çerkez, Abhaz) ve Balkanlı (Arnavut, Boşnak, Pomak) kökenli, 20 milyon civarı KÜRT vatandaş ile bir kısmı diğer yerel Arap, Laz, Gürcü, Roman vd. olan..yüzlerce yıl savaşlardan getirdiği Köleler ike karışan bir Türkiye Halkının çoğu yine de TÜRK olsa da burada ırk ne kadar aranır ve doğru bulunur, cok zordur. Amacımız da bu DEĞİL bir durum tespiti zaten.

  4. Sayın Bahadır Kayım ,çok güzel yazmışsınız.Eşim Artvinli ve Türk ama İstanbullular Laz diyor. Lazla alakası yok halbuki.Artvinin yüzde 35 i Türk ,yüzde 25 i Laz,yüz 25 i Gürcü ve kalanı Hemşinli ve diğerleridir. Samsun,Ordu,Giresunun yerlisi Türktür, diğerleri dışarıdan gelmiştir.Trabzonda Türk,Rum ve az miktar Laz yaşar.Rize Türk,Laz,Hemşinli ve çok az Rum içerir.Artvin de ise Türk,Gürcü,Laz,Hemşinliler var.Osmanlı bir Din Devletiydi.Bunların dillerine hiç karışmadı ama aslen Türk olan Kıpçak,Bulgar gibi bazı hristiyanlar müslüman oldu ve karışıklık da oradan geliyor. Çepni Türkleri de Aleviydi,çoğu Sünniliğe geçti.Çepniler net Oğuz boyu oldukları halde bazıları kendilerini Laz sanıyor.Demek ki asimilasyon sanılanın tersne olmuş. Bazı Kıpçaklar, Bulgar Türkleri ( Çebiler), Çepniler asimilie olup Lazlaşmış Dil olarak değil ama bilinç olarak. Halbuki bunlar aslında Türk. SONUÇ : Gerçekten de Doğu Karadeniz karışık bir yer de olsa Türkler çoğunkuk .Laz,Rum,Gürcü,Hemşinliler de değişik oranlarda var.

  5. Abi ben Ordu ve Trabzon u farksız zannediyordum yakin şehirlerin bile baya farklılıkları varmış . Bu arada bu konuda bir yalnış var Ordu tam olarak Orta Karadeniz sayılmaz çünkü Ordu merkez Doğu Karadeniz ‘de kalıyor ve çoğunlukla doğu karadeniz sayiliyo ki şehir yapısı falan olarak doğu karadenize çok benzer hep evler ayrik ayrik hep hava kapalı her taraf yayla… Orta Karadeniz çok küçük bir bolum ve Orta Karadeniz;Samsun,Amasya,Tokat,Çorum illerinden ibarettir Ordu daha çok Doğu Karadeniz. Ayrıca Orduda Samsun dan daha fazla karadeniz kültürü görülür ve kemence samsundan fazladır . Gecelim Artvin e . Artvinin %80 falanı gurcudur Artvin gürcü ağırlıklı dir . Trabzon ve Rize lazdir, Ordu Giresun çepnidir , diğerleri türk-tur.

  6. Osmanlının zamanında türkleştirme politikası ile pek çok laz asimile olmuştur. Bugün ben lazım ama lazca konuşamam diyen insanların olması bundandır. Ki günümüzde iki nesil öncemiz bile lazcaya tam hakım olduğu söylenemez. Cumhuriyetten sonra eğitim dilinin de getirisi ile zamanla körelmiş ve çok az bir kesimin konuşabildiği bir dil olmuştur. Ayrıca osmanlının son zamanlarında lazların pek çoğunun anadoluya göçü zorlanmıştır. Ve bu göçler zannetiğiniz gibi rize ve artvinden değil diğer şehirlerden olmuştur örn lazlıkla alakası yok dediğiniz samsundan pek çok laz göç etmiştir. Eksik ve yanlış bilgilerle yazdığınız yazınızda bunun gibi pek çok hata var. Sanırım yazınızda sitem ettiğiniz insanlardan pek farkınız kalmamış. Biraz tarih okuyun ve araştırın. İnsanları kulaktan doğma bilgilerle yanıltmayın. Ve evet karadenizliler laz değildir. Azınlık olarak nitelendirdiğiniz lazlar ise asimile olsalar bile zamanında isyan edip bu topraklardan ayrılmak yerine bu topraklara bağlılıklarını sürdürmektedirler

    • Değerli okur,

      Şahsım olarak 24 yıllık Tarih Öğretmeniyim.Halen okumaya araştırmaya devam ederim.Maalesef asıl sizin bilgileriniz kulaktan dolmadır.

      Tarihi Lazistan Sancağı Osmanlı Döneminde OF kazası (ilçesi) dâhil RİZE nin bütün ilçeleri, ARTVİN sahil ilçeleri ile BATUM ve çevresiydi.

      Neden? Asıl Lazlar, Rizenin doğusunda PAZAR ilçesinden itibaren başladığı hâlde, veski zamanlarda azda olsa OF tan itibaren yaşıyorlardı. Fakat OF’un batısında yâni TRABZON da Lazlar değil Pontus RUMLARI yaşardı. Osmanlı Fethi sonrası önemli oranda Türkleşti.

      GİRESUN, ORDU ve SAMSUN’da ise yerli LAZ aileler yoktur.Hiçbir Osmanlı kayıtlarında geçmez.Mesela 1830 sonrası resmi nğfus sayımı olsun gerek 1830 öncesi vergi ve askeri amaçlı sayımlar olsun, yoktur.

      Sadece bazı tarihlerde ve Evliya Çelebi Seyahatnamesinde rivayet olarak geçen “TZAN Kavmi” vardır. Bu kavmin çok eski zamanlarda burada yaşadığı ve onların isminden bölgeye kinaye “Tzanik=Canik” dendiği anlatılır.

      Ancak bu Tzanik Kavmi LAZLAR mıdır? Bu konuda kesin bilgi yoktur.Bir görüş evet bunlar Lazdır, Lazlar yani Tzanikler buraları kaybedince Rize Artvin bölgesine geçmişler kalanları Müslüman olmuşlardır, der.

      Ancak çoğu görüş bu halkın ya BİZANS (RUM=YUNAN) Devleti öncesi buralarda Rumlar içinde kültütünü ve dilini yitirdiğini yada ayıca çok az olan bu halkın savaşlarda kalanlarının TÜRK-İSLAM Fetihlerini müteakip Müslüman olarak Türkleştiğini fakat bir diğer görüş böyle bir kavmin yaşamadığını söyler.

      Fakat TZANLARIN asıl Antik LAZ Bölgesi olan KOLHİS’in dışına nasıl çıktığı izah edilemez, belge yoktur.Tzanlar yaşamış olsa da elde olan hiçbir belge yoktur ki, dillerinin Lazca olduğuna dair.

      Dolayısıyla Lazların bugün ve dün Trabzon merkez ve doğusunda YERLİ HALK olarak yaşadığını ispat eden veri ve belge yoktur. Bugün ise Giresun, Ordu ve Samsun da yaşayan Lazlar tıpkı Düzce ve İzmit (Kocaeli) Gölcük gibi 1877-78 Osmanlı-Rus ve I.Dünya Savaşında Ruslardan kaçıp memleketlerini terk eden Lazlar olduğu açıktır.Elbette bunlardan bir kısmı dillerini unutmuş olabilir. Ancak Trabzon bölgesinde yaşayan ve Türk e benzemeyen simalı insanların çoğu ise Pıntus RUMU olup zaman içinde Müslümanlaşmıi ve Türkleşerek dillerini unutmuşlardır.

      Tarih bilimi belgeye bakar, rivayete bakmaz.İnternetten her okuduğunuz ve hayatta her duyduğunuz gerçek değildir.

      Saygılarımla.

  7. Giresunun tamamı ve Trabzonun yarısı Zaten tamamen Türktü Çepni lerdem şiveleri farkludur Trabzon un doğusu rizenin batısı hristiyanlığa geçen kuman türkleri ve Mataş karamandan gelmiş Müslüman hoca Türklerdendi Ve büyük bir çepni varlığınıda görebilirsin Gümüşhane Torul Kürtünde Trabzon insanı ile aynı erzurumdanda Trabzona gelen olmuş 1461 de şive farkkı olsada Bayburtlularda brnzer bize

    • Değerli okurum,

      İlk cümleniz genel olarak doğrudur.Ancak artık filan yer tamamen falan Türkmen, Çepni Türkmendir, demek doğru olmaz.Uzun Osmanlı ve 100 yıllık Cumhuriyet dönemi içinde halklar karışmıştır. Birçok farklı halklardan insanlar yanı da savaşlardan getirilen köleler de Müslüman olmuş halka karışmıştır.Misal Şalpazarında ve Beşik düzünde Çepni simalı insan çokken Vakfıkebir ve Akçaabatta simalar çehreler karışır ve yukarda Tonya, Maçka da ise az da olsa Müslüman Rum insanlarımız yaşar.Torul Trabzon karakterli olsa da hepsi Çepnidir demek çok iddialı olur.Kürtün daha çok Giresun Çepni kültürü izi taşıdığı söylenebilir.Netice olarak Giresun halkının ezici çoğunluğunun (arkada ki Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk gibi karasal farklı yerler dahil) Çepni etkisi fazla olsa da Türk olduğu, Trabzon halkının ise çoğu Türk bir kısmının Müslüman Rum halk olduğu açıktır.

      Trabzonun doğusu ve Rizenin batısı yerli olarak 1461 sonrası fethedilen Trabzonun Pontus Rum halkı ve Laz Halkının sınır ve birleştiği, karıştığı noktaları teşkil eder.Sonradan buraları alan Şehzade (Yavuz Sultan) Selim ve sonrakilerin buralara Türkleri getirdiği bellidir. Ancak Maraş tan ciddi miktar Türk yerleşimci geldiği ispat edilemez. Ancak derviş, eren ve tarikat şeyhi olarak gelenlerin olduğu ve bunların bir miktar nüfus getirdiği anlaşılmaktadır. Buralarda bugün yaşayan halkın önemli kısmı Türk ve Türkleşmiş Pontus Rumları ile halen Rumca konuşan Müslüman Rum halkıdır.

      Osmanlı zamanında Of’tan itibaren LAZİSTAN Sancağı olan Rizenin doğusunda Artvin ve Batum sahilinde ise gerçek etnik LAZ Halkı ve hemen yukarısında ise Hemşinli dediğimiz yerel Müslüman Ermeni halkı yaşar.

      Saygılarımla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,450BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
13AboneAbone Ol

Çok Okunanlar