19 Ekim 2021 Sal

HER MEVSİM İLKBAHAR

Topraktan fışkırırcasına her yanı sarmış yemyeşil taze ve körpe bitki örtüsünün kapladığı, rengarenk çiçeklerle bezenmiş büyük bir düzlüğün tam ortasındayım. Bu düzlüğün ortasından iplik gibi kıvrılan toprak yolda yürüyorum yavaş yavaş…Tekbaşıma ve yapayalnızım…Aceleci karıncalara da dikkat ederek ilerlerken her adımda kainatın kalbinin attığını hissediyorum, kuş cıvıltıları ile karışık cır cır böceklerinin sesleri ile kendimi dinliyorum…Zamandan ve mekandan soyutlanmış bir ruh haliyle ta kalbimin derinliklerine iniyorum…Her çeşit çiçek kokularının harman olduğu bu bahar gününde, asıl güzel kokunun canlarda tüten bir heyecanın sarması beni alıp götürüyor uzaklara….

Yeryüzü bir beşik, gökyüzü direksiz bir tavan…Zaman ilkbahar…Herşeyin ilk olduğu zamanki gibi tatlı…İlk gençlik çağları, sabahın ilk saatleri, ilk okul heyecanı, ilk ayakkabının verdiği haz, ilk evladın ana babaya tattırdığı mutluluk, ilk çıkılan gurbet, ilk…ilk…ilk…ilkleri çoğaltmak mümkün elbette…İlkler hep mutluluk ve heyecan ifade eder..Çünkü bir başlangıç ve ilk adımdır…Önünde yapacak birçok şeyi olan biri için, ilk adımın tadı bir başkadır…Ulu Önder Atatürk’ün ilk adımını Samsun’a attığı gibi………..

 

Süzülüp giden bir kırlangıcın kanat uçlarının havada çizdiği iz kadar özgür hissediyorum kendimi…Uzun ve soğuk geçen kış mevsiminin vermiş olduğu sıkıntılı ruh halinin ardından, rengarenk merhabalarla kapıyı çalan bahar mevsiminin çılgınlığına kaptırıyorum kendimi…Mevsimler insan hayatına ne kadar da benziyor değil mi.?? İlk bahar doğum ve gençlik, yaz ömrün ortası, sonbahar olgunluk ve yaşlılık, kış son ve ölüm….

Peki insan bu dış etkenlere bağımlılıktan kurtularak hep ilkbaharı yaşayabilir mi acaba? Her mevsim ilkbahar olur mu..? 60’lı 70’li yaşlarda da gençlik heyecanını yaşayabilir mi..? Kar tanelerinin köşe bucakları doldurduğu, rüzgarın amansızca tipiye dönüşen öfke selinde, tabiatın gri ve siyah tonlarda olduğu bir dönemde, kır çiçeklerinin kokusunu hissetmek mümkün mü acaba..? Cevap kesinlikle kocaman bir EVET..!!!

Hayat bazen rotasından çıkabilir, bazen gri ve siyaha dönüşebilir bütün renkler, ufuklar karabilir, koca dünya daracık gelebilir insana…Ama Cenab-ı Mevla insanın içinde bir merkez yaratmış, adına da kalp veya gönül demişler…Her şey o’nun içinde saklıdır..O huzurlu ise, dışarıda kar boran da olsa, içeride hep bahara açılan bir pencere vardır…Ve her zorluk ile bir kolaylık vardır…Her sıkıntının ardından bir ferahlık vardır…Bu geçiş sürecinde insana gerekli olan tükenmez bir umut ve güzelce bir sabırdır…Her ne kadar metrelerce kar da yağsa, her ne kadar tabiat griye de dönse, eninde sonunda karlar, buzlar eriyecek ve o yemyeşil ilkbahar gelecektir..Bu böyledir ve bugüne kadar aksi olmamıştır..Yeter ki kalp, sabit olsun, rotasını şaşırmasın, bir yaratıcısının olduğunu, her an her şeyi görüp gözettiğini bilsin, dilediği takdirde bütün yokuşları dümdüz ettiğinden bir an bile şüphe etmesin…Allah sabredenlerle beraberdir…Yüce kitabımızda bu telkin defalarca yapılmıştır. Ye’se kapılmak, yılmak, ümidi kesmek yasaklanmıştır…Üzerine düşeni gücü yettiğince güzel bir şekilde yapmak, her türlü tedbiri aldıktan sonra Allah’a tevekkül etmek, sıkıntıları belaları O’na havale etmek, ömrün her dem genç kalmasına, ilkbahar çiçeklerinin hiç solmamasına sebep olacaktır.

Yoksa; 15’inde de olsa iç huzuru bulamayan insan, mevsim ilk bahar da olsa bir anlamı olmayacak ve bütün renkler gri tonda olacaktır…Her mevsimin ilkbahar tadında ve renklerin en canlı tonunda bir hayat dileklerimle…

05.02.2011-Akkuş
Y.Mürsel KARAYİĞİT

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,459BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
14AboneAbone Ol

Çok Okunanlar