22 Şubat 2024 Per

Vefa

sadakati, kadir kıymet bilmeyi, gönül borcunu kısaca vefayı yontmaktadır! Katılaşan bu değerler taş misali gönülde tarifsiz yaralar açmakta! Yürekler kanamakta gönüller kırılmaktadır! Vefasızlık, normal bir insanın akıllı davranışı olarak lanse edilmektedir!

Sample Image

VEFA

 
Arapça’dan Türkçe’ye geçen ‘’vefa’’ kelimesi Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü’nde ‘’ sevgide sebat, sevgide durma, sevgi bağlılığı’’ olarak tanımlanır ve yine bu kelimeye Farsça’dan -kâr ekinin eklenmesi ile oluşan ‘’vefakâr’’ sözcüğünün anlamı ise ‘’sevgi bağlılığı olan yani vefalı’’dır . Dilimizde çok sık rastlanan bu kelimenin olumsuzu ise ‘’vefasız’’kelimesi ile tanımlanır.
 
Aşık ile maşuk arasındaki ilişkinin sınırlarını çoktan aşmış olan bu kelimeler aslında insan olabilmenin özüne vurgu yapar! Daha çok nankör sözcüğüyle tanımlanan Ademoğlu için vefa, çok büyük önem arzeder. O da şundandır ki vefasızlık daha doğrusu ‘’çıkarcılık’’ insan karakterinin dış dünyasını oluşturur. Belki de bu insanoğlunun akıllı varlık olmasından ileri gelir! Ancak nitelik ve nicelik itibariyle az bulunan vefalı insanlar ise bir gün mutlaka hak ettikleri mertebedeki yerine ulaşırlar yani örnek olurlar topluma! En azından böyle düşünmek istiyoruz!
 
Vefa kelimesi; sadakat, kadir kıymet bilme, gönül borcu gibi kelime ve deyimlerle yakın bir ilişki içindedir hiç kuşkusuz!
 
Öncelikle sadakat deyince dünya klasikleri içinde yer alan Gustave Falubert’in Madam Bovary kitabı aklıma gelir. Gerçekten sadakat üzerine mutlaka okunması gereken kitaplardan ilkidir diye düşünüyorum! Yine Beyazıt’taki Vefa Semti’nin adı da derin tesir bırakır üzerimde! Adını, Fatih devrinin bilim adamı olan Şeyh Vefa Konevî’den alır. Sadakat; karşılıksız ya da karşılıklı bağlılığın ifadesidir! Bu aile içinde olabileceği gibi dostlar arasında hatta devletler arasında da olabilir. Belki siyasal okumamdan mıdır nedir, sadakat sözcüğü yukarıdaki örneklere ilave olarak ‘’ahde vefa’’ ilkesi doğrultusunda 1683 Viyana Kuşatması esnasındaki Kırım Hanı Murat Giray’ın ihmalkârlığını hatırlatır! Çünkü sadakatte ihmalkârlığın sarsıcı sonuçlar doğuracağı aşikârdır!
 
Kadir kıymet bilme ile vefa arasında sıkı bir ilişki olduğuna inanırım! Kadir kıymet bilme deyimi, yapılan iyiliği unutmamanın gerekliliğini anımsatır insana! Tek taraflı yararlanmanın karşılığıdır bu! Bu cihetle vefa ile ayrılmaz bir ilişki içindedir!
 
Gönül borcu ise, kadir kıymet bilmenin daha Türkçeleşmiş hâli olarak karşımıza çıkmakla beraber anlam bakımından daha geniştir. Gönül borcunun içinde manevi unsur daha ağırdır ve zaman bakımından bir kısıntıya tabi değildir! Gönül borcu, sadakat kelimesinden de geniştir çünkü kuru kuruya bir akit üstüne kurulmuş değildir!
 
Gönül borcu ile vefa arasındaki ilişki ise daha çok manevi bakımdandır. Çünkü başta vefayı tanımlarken ‘’sevgide bağlılık’’ dedik! İşin içine gönül girince sevgi de hemencecik yerini bulur! Bu sevgi; ana, baba, kardeş, akraba, dost sevgisi şeklinde ortaya çıkabilir. İşte zamanımızda gittikçe azalan bu değerlerin bağları gevşemektedir! Meta ile beraber hissiyat da katılaşmakta; sadakati, kadir kıymet bilmeyi, gönül borcunu kısaca vefayı yontmaktadır! Katılaşan bu değerler taş misali gönülde tarifsiz yaralar açmakta! Yürekler kanamakta gönüller kırılmaktadır! Vefasızlık, normal bir insanın akıllı davranışı olarak lanse edilmektedir!
 
Yozlaşan değerlerin sonunda insanlıktan mücerret canlılar peyda olacağı aşikâr değil midir?

24/08/08
 
                                                      Tahsin ÇAYIROĞLU

Related Articles

6 YORUMLAR

  1. Sevgili Tahsin dayıcığım yazınızı okudum ve çok mutlu oldum. Çok doğru bir konuyu çeok güzel bir şek,ilde ifade etmişsiniz! Ben ilköğretime gidiyorum ve umuyorum ki ben de böyle güzel yazılar yazacağım!

  2. SEVGİLİ TAHSİN KARDEŞİM ZAMAM ZAMAN CAN ALICI NOKTALARA TEMAS EDİYORSUNUZ. YAZINIZI OKUYUNCA HASSAS VE BİR OKADAR İNCE NOKTAYI MÜŞAHEDE ETTİM ALLAH UTANDIRMASIN- SİZİ VE SİZİN GİBİ MESELELERE VAKIF KARDEŞLERİMİZİN ADEDİ ÇOĞALSINKİ, MEMLEKETİMİZ HER GÜN BİRAZCIK DAHA İYİYE GİTSİN.ANCAK VEFA BAŞLIĞI SANKİ YOK OLMAYA YÜZ TUTTUĞU BİR DÖNEMDE BU YAZINIZI KALEME ALMIŞ OLMANIZ BENİ DÜŞÜNDÜRDÜ, VEFA KELİMESİ BİR SEMT ADI OLARAK KALMAMALI DİYORUM, HERKESİN BU KELİMEYİ TÜM BENLİĞİNDE SİNDİRMESİNİ DİLİYORUM, SAYGILAR SUNUYORUM.

  3. Veysel Beye ve Şükrü Beye yorumlarından ve katkılarından dolayı teşekkür ederim.
    ”Vefasızlık, normal bir insanın akıllı davranışı olarak lanse edilmektedir.” Şükrü beyin arzusu ile yukarıdaki cümleyi birz açmak istedim. Burada ”normal bir insanın” derken toplumun geneli yani ortalama zekaya sahip insanları, herhangi özel uğraşı olmayan, iktisadi düşünen, ülküsü olmayan insanları kasdettim. Akıllı davranış ile de çıkarcı insanları yani kendi menfaatini üstün tutma durumunu kasdettim. Öz olarak şöyle diyebiliriz; Bir insanın menfaat temin ederken başkalarına verdiği maddi veya manevi zararı normal görmesi ve bunu bir çıkar olarak değerlendirmesi! Örneğin; özellikle genç nesilde, ebeveynlerine karşı görülen bencilliğin doğurduğu vefasızlık!

  4. “Vefasızlık, normal bir insanın akıllı davranışı olarak lanse edilmektedir!”
    Bu cümleyi ben mi anlayamadım? Açar mısın?
    Sayın Çayıroğlu,
    Yazını dikkatle ve büuük bir ilgi ile okudum. İçi taş gibi doldurulmuş, doyurucu ve dilimizi öğretici. Ayrıca sevgi, kadir-kıymet bilme… çağrışımlarını da içerdiği için eğitici de.
    Ellerine, yüreğine beynine sağlık.

  5. Tahsin Bey,

    Mükemmel bir yazı… Yüreğine sağlık… Okudum; bir daha okudum sonra bir daha geri gelip okudum… Harikasın…

    Yani çalışmaların için arayı soğutma derim.

    Selam ve sevgilerimle,

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
17AboneAbone Ol

Çok Okunanlar