27 Eylül 2022 Sal

Çığlık…

Doksan yıl önce Çanakkale’den yazılan mektuplar yer yer adreslere ulaşsa da daha son mektup bulmadı adresini. İşte o günü bekler bu millet-i azam. Bu mektuplar adrese ulaştığında, iki arada kalmış, zihinleri karıştırılmış toplumlar uyanacak ve sahnedeki yerini alacaktır. “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez.”

 

Çığlık…

 
 Bir tarafta kahkaha tufanları içerisinde mesut, çılgınlıkları çağdaşlık gören mutlu, bahtiyar zebaniler; bir yerlerde acıdan, azaptan bitap düşmüş,  gölgesiz çağlayanlarda mahsur kalan sesini kurtarmaya çalışan ölüme tutsak mazlumlar. Diğer yanda ne olup bittiğinden bi-haber zihinleri bulanmış kalabalıklar…
 
Tüm insanlığa ait olan dünyayı çalan, barış, kardeşlik gibi kavramların karşıtları… Öteki yanda yanlışlara direnmeye çalışan bedensiz, cılız sesler… Nedense hep saldırganlar güçlü oluyorlar; haksızlıklarını pazu gücüyle haklılığa tahvil ediyorlar. Yalvarışlar, yakarışlar, mest ediyor onları; kendinlerinden geçiyor adeta sarhoşluk krizine giriyorlar. Diğer yoksul ama inançlı yüreklerden yükselen çığlıklar melodik geliyor onlara. Koca şehiri bir karanlık hücreye çevirip, işkence seanslarında en coşkulu müzikler eşliğinde dans ediyorlar.  Soğuk, ürkütücü sokaklarda kayboluyor daha onbeşine basmamış çocukların çığlığı; arkasında kahkahalar bırakarak uzaklaşan zalimlerin fosfor bombalarının alevleri arasında…

Çöllerden, dağlardan, karabağdan çığlıklar yükselir arşı titreten; zayıflık, acizlik değildir bu ses,  bir hatırlatma, hafızalara bir dikensi dokunuştur, bir yerlerde bir varlığa işerettir aynı zamanda. “Bu insan çığlıklarını unutmayınız’”diyorlar tarihe not düşenler. “O insan çığlıkları unutulmayacak” Bütün vurdumduymazların, sırtlan iştahlarından akan salyaları ile kan çiçeklerini sulayan haçlıların köpeksi kahkahaları bastırsa da, bir anlık sessizlikler olsa da, bir anlık gaflet bassa da unutulmayacaktır… İnsanın kanını donduran canilikler bu milletin geleceğine mektuplar yazılıp yollanmıştır. Yüz yıl sonra da olsa bu millet çok iyi biliyor artık yapılması gerekenleri… “Yenilmesi gereken ilk düşmanlar öfke ile umutsuzluktur.”

Her yerde mazlumların çığlığı. Gazze’de, Hocalı’de, Bosna’da, Kerkük’te Türkistan’da… Örümcek ağları ile  çepeçevre her yan örülü. Ölümle yüz yüze gelmenin feryadı değil bu, asıl çığlık seyirci kalan kardeş duyarsızlığına; kalleş dünyaya… “Çığlığımız; kabullenişe, umutsuzluğa isyandır. Bu çığlık; incinmelerimizin, ezilmelerimizin, çaresizliklerimizin çığlığı değil, bizim çığlığımız onursuzca, haksızca düşmana gül uzatan gardaşımızadır.” Diyerek gözümüze haykırarak asaletle ölüme dik duruyorlar…

Biz yüzyıl sonrasına yazdık mektupları ama biliyorum ki elli yıl bile olmadan adrese varacak bu mektuplar. Bu gün çığlıklar atan kardeşlerin sesi elli yıl sonrasında buluşacaktır matlubu ile belki de. “Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.”

 
Doksan yıl önce Çanakkale’den yazılan mektuplar yer yer adreslere ulaşsa da daha son mektup bulmadı adresini. İşte o günü bekler bu millet-i azam. Bu mektuplar adrese ulaştığında, iki arada kalmış, zihinleri karıştırılmış toplumlar uyanacak ve sahnedeki yerini alacaktır. “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez.”
 
Bir tarafta mesut, diğerinde mutsuz insanlar olmayacak, o gün taraf da olmayacak, o gün herkes aynı mutluluğun ortakları olacak. O gün dünya niğmetleri hakça paylaşılacaktır, hak yerini bulacaktır…
 
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
 
O gün bizim milletimizin, inananların günü olacaktır.
 
 
Veysel Şensoy

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
15AboneAbone Ol

Çok Okunanlar