27 Eylül 2021 Pts

Bulutları Seyrettiniz mi hiç?

Sitemiz Yazarı Veysel ŞENSOY, Bizi alıp götürmüş Doğanın kucağına bırakmış, Doğa anada neler varmış, mutlaka ama mutlaka okunmasını tavsiye edeceğimiz bir yazı, yazıyı okudukça dinleneceksiniz.

Bu resmi sitemize gönderen Sedayi ALTUN’a çok teşekkür ediyoruz

BULUTLARI SEYRETTİNİZ Mİ HİÇ?

Duygusal yazılar makale değildir. Makale somut değerler içerir ve konu derinlemesine işlenerek analiz yapılarak okuyucuya fikir sunarken, duygusal yazılar bunlardan uzak sadece insanın hayal dünyasına hitap eder. 

Biz, insanların hayal alemine dalarak bazı duyguları aktifleştirmek, bir hüzün dalgası yaratmak ve insanların yüreklerindeki en titrek bam telini sızlatmak için bu tür yazıları denemeye çalışıyoruz.

Tam bahar gelmişken böyle bir hayal âleminde beraber gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

Bir çayıra sırt üstü yatıp bulutları seyrettiniz mi hiç, hatta gökyüzüne daha yakın olayım diye çatı veya bir ağaç tepesine çıktınız mı? Bulutların pamuksu yığınlarının üstüne yatıp seyahat etmeyi hayal ettiniz mi?  Bulutlardan haritalar yapmayı, şekiller çıkarmayı, meleklerle işaretleşme oyunları oynadınız mı hiç?

Mesela bir serçe aldınız mı avucunuza, yumuşak tüylerine dokundunuz mu hiç? Avucunuzun içinde pır pır eden korku dolu kalp atışlarını, sıcacık, minicik yüreğini hissettiniz mi hiç? Merhameti hatırladınız mı bu minik serçenin sevimliliğinde?  Karıncaların istila ettiği kuş yuvasında minicik tüysüz kuş yavrularının savunmasız ölümlerinden yüreğiniz burkuldu mu hiç?

Bir gürgene tırmanıp dalı ile bütünleştiniz mi ve kucaklamayı denediniz mi kocaman gövdesini? Bir ulu gürgene sevgiyle yaslandınız mı, duygusuz sandığınız katı ve ferah gövdesine? Sevgi sözcükleri veya işaretlerle rumuzlar kazıdınız mı ormanın derinliklerinde adressiz bir ağaç gövdesine?  Bir meyve ağacına çıkıp yaprak oldunuz mu? Çiçek açtınız mı, başak başak, renk renk; lezzet lezzet meyveler oldunuz mu hiç?

Akşamın alaca karanlığında ateş böceklerinin yanıp sönen fenerlerini izlediniz mi hiç?  Dilekler tutarak uğur böceği uçurdunuz mu mesela? Kelebeklerle konuştunuz mu? Kelebek kanatlarındaki yumuşacık fosforlu tozun parmaklarınızdaki ipeksi dokunuş hissini hatırlarımsınız?  Sabahları gül katmanlarına biriken çiğlerden oluşan su damlacıklarının tadına baktınız mı hiç? Bahçenizdeki bir çiçeğinizin üstündeki öldürücü kırağıyı ellerinizle temizleme bahtiyarlığı yaşadınız mı?

Bahçenizde yeşil soğanları koparıp bazlama ekmeğinizle katık yaparak yediniz mi? Bir küsülü armudunun sabah dibine gidip, gece düşen sararmış kocaman armutları oturup çakı bıçağınızla soyarak bir güzel ziyafet çektiniz mi kendinize?

Baharda ılık yağmurlara karışarak sılanın ormanlarına yağdınız mı,  yollarda burkula burkula bulanarak aktınız mı hiç? Ya da pervasızca çıkıp yollara ağır adımlarla, derin hülyalara dalıp dolaşırken dalgın dalgın ıslandınız mı sırılsıklam? Bir pencereye yaslanıp, nefesinizden buğulanan camlardan sicim sicim yere düşen yağmuru seyrettiniz mi?  Çatınıza vuran yağmur sesinin dinlendirici kollarına ruhunuzu bırakırken yerlere düşen damlaların sesini dinlediniz mi?

Hiç balık tuttunuz mu,  dokundunuz mu kaygan vücuduna ve yakaladığınız bir balığa verdiniz mi özgürlüğünü öperek?

Argan veya benzeri bir tepeye çıkıp kar kaplamış dağa taşa bakarken gözünüz kamaştı mı? Kar taneciklerinin sanat eseri gibi cezp edici şekillerine bakmaktan kendinizi alamadığınız anlar oldu mu? Avuçlarınızda karları eriterek damlaların bembeyaz kar örtüsünde delikler açışını seyrederek oyunlar oynadınız mı? Hayallere dalıp yattınız mı karlar üstüne bir yün döşek rahatlığıyla? Ormanların yeşil yaprak yerine beyaz örtüye bürünmelerini  hayranlıkla izlediniz mi?

Bir yaz günü gecenin karanlığında sessice oturup kayan yıldızları dilek taşı yaptınız mı? Veya uykusuz geçen bir  gecenin şafak vaktinde  kendi kendinize kahretmiş olarak hayatınızı sorgularken, kor alev gibi bulutların kızarmasından sonra doğacak güneşi beklediniz mi derin düşüncelere dalarak ?

Yaylalarda çimenlere yatarak, kuzu seslerı eşliğinde  uyudunuz mu? Kokuları duymaz oluncaya kadar,  duyularınız  doyuncaya dek  kokuları içinize çektiniz mi?  Çocuk olup çiçek topladınız mı kırda bayırda? Papatyaların ekşimsi kokusunu içinize çekerek hapşırdınız mı?  Kucağnıza topladığnız papatya tozları terlemiş göğsünüzü yaktı mı acı acı? Bir tarlada renga renk çiçeklerin yerine koydunuz mu kendinizi, ya da bir bezelye çiçeği  gibi durdunuz mu sırıklara sarılarak, mesela  gelincik oldunuz mu ekinler arasında?

Ya bir hayvan otlatırken veya bir piknik yaparken çevrenizdeki kocaman kayalarda oturup taş kınası yaktınız mı elinize?  Derelerde kaya yosunları ile veya sabun çiçeği ile elinizi yıkadınız mı?

Derin kaynaklardan veya pınarlardan eğilip içemediğiniz soğuk suyu, ayağınızdaki kara lastikleri çıkarıp su içmek için tas olarak kullandınız mı? Bir dere çağlayanında buz gibi suyun altına girip titreyerek duş yaptınız mı?

Dut ağacında iştahla kırmızı dut yerken gömlek yakanıza aşağı mor dut boyaları oluştu mu? Kiraz yerken dallar kırılıp yere düştüğünüz oldu mu? Çatal kirazdan küpeler yaparak çocuksu oyunlar oynadınzı mı?

Sonbahar da yaprak dökmüş armut ağacının tepesinde kalan tek sarı armudu bir çomakla düşürme yarışı yaptınız mı çocuklarla birlikte?

Kır ateşi yakıp sütlek közlediniz mi hiç? Tarladan patates eşip  kır ateşinin küllerine gömerek pişirdiniz mi?

Hayatı dolu dolu severek yaşadınız mı hayatı suçlamadan, hayata bahaneler yüklemeden? 

Mutluluk ve sevinci kucakladınız mı?   Hüzün ve elemi tevekkülle kabul ettiniz mi yüreğinize?

Hayatı fark ettiniz ise mutluluk yağmur olup yağmayı bekliyor.  Bakın bulutlara, orada gördüğünüz şekiller sizinle oyun oynamayı bekliyor ve çayırlar yemyeşil size gülümsüyor.

En önemlisi  hayat mutluluk için size sunaklar sunmuş ve anlamanızı bekliyor.

Bahar da geldi ve mevsimleri yaşamaya başlayalım mı?

Veysel Şensoy

Related Articles

7 YORUMLAR

  1. Bu yazdıklarının çoğunu orta okulu bitirene kadar yaşadık.Sonra apartmanlar arasında yaşamaya devam.Hafta sonları piknik yeteli olmuyor.Günün 24 saatini yaşmak gerekiyor.Çocukluğumu hatırlattın veysel bey teşekkürederim.Yaz tatilinde çayıralana gelirsen görüşelim özledim sizi.

  2. Tam da köyümün ve Akkuş’un bahardaki hallaeri düşmüşken aklıma ve hayallerime bu yazı ile karşılaştım. bu yazıdaki bir çok şeyi yaşama mutluluğuna eriştim ben. Hayatımın ilk on yılına sığdırdım bu eşsiz mutlulukları. Ben şimdi hep o günleri anıyorum. Büyük şehirde herşey elimizin altında ve hemen herşeye sahip olmamıza karşın bu kadar tat vermiyor nedense. Çok özlüyorum oraları. Beni oralara ve o günlere götürdüğünüz için teşekkür ederim. Ellerinize, yüreğinize sağlık.

  3. Bir cevap yazmıştım, sonra bir de baktım ki Yücel Yıldırım ve Yüksel KARAYİĞİT kardeşimiz de bize iltifatlarını sunmuşlar. Yüksel kardeşimin benzetmesi beni çok sarstı. Somuncu babanın ekmek kokusu kim biz kimiz, o fırının taşı bile olamayız. Ama evet acı acı yutkunan ömrümüzün kilometre taşlarında hep bir buruk sıla özleminin kitabesi olan insanlardan olduğumu sanıyorum. Ne güzel bir ifade kullanmışsın. Keşkeler bazen geçmişten değerler taşırmış meğer. Aslında ben seni keşfetmiştim. Şunu bil ki bazı kişilerede gıyabında konuşmuştum. Gerisi bende kalsın ama insan karşısında kendinden yansıma görürmüş. Keşke bende dediğin gibi küçük bir kırıntı olsaydı somuncu babamdan…
    Sağ olun, teşekkür ederim…
    ……….

  4. İlhan kardeşim anılarına dönmen ve geçmişi yad etmen aslında kopmadığının belgesidir. şartlar gereği bu yaşam tarzını seçtik. Ya bir de özleyecek sılası olmayan sadece vatanı bir sokaktan ibaret sanan ve hayatını o daracık alanda tüketen insanlardan olsaydık Allah Mahfaza… Demek ki herkes özlemin ne olduğunu bilmiyor. Hasret nedir tatmamış. Bir de bu pencereden bakarsak demek ki özleyecek kıymetlerimiz var ve şanslıyız. Ben sizi çıkaramadım ama Satılmış soyadını görünce bir çok satılmış soyadı taşıyan arkadaşım ve bir çok anılarım canlandı gözümde. İşte benim buradaki yapmak istediğim sıla tutkusunu belleklerde taze tutmak. Hep anımsatmak hatırlatmak… Bir gurbetçi olarak bu duyguları benden daha çok anlayan az bulunur.
    Selam ve muhabbetlerimle…

  5. Duygu hakikatinin belirmesine enfes katki sagladiginiz bu dikkate sayan yazinizi tesadufen gordum… Ne iyi etmisim…
    Soguk kuzey ulkesinden, sicak mekanlardaki kiymetli agabeyime selamlarimi sunarim…

  6. Vakti zamanında Bursa’ya yolum düşmüştü..Orada Somuncu Baba (Hamid-i Aksarayi) Hazretlerinin türbesini ve Ulu Camii’nin inşaatında çalışan işçilere ekmek pişirdiği fırını ziyaret ettim..Emin olun hala fırının içi ekmek kokuyordu..O gün bu gündür sevdiğim ve beğendiğim içinde ilahi sır gizli şeylere “Somuncu Baba’nın ekmeği gibi kokar” tabirini kullanırım…Bu Veysel Abi’nin de yazılarında Somuncu Baba’nın ekmekleri kokuyor…Kelime aralarında İlahi bir sır, Babacan bir sevgi ve dahası acı acı yutkunan, ömrünün saniyeleri kilometrelerle çarpılan buruk bir hasretin yangını var…Bu cümleler en duru pınarlardan su içen dudaklardan dökülür…Bu cümleler, bakmanın yerine GÖRMEYİ, işitmenin yerine DUYMAYI, dokunmanın yerine HİSSETMEYİ bilen bir kalpten kaynağını alır…Ben seni böyle bilmezdim Veysel Abi..Keşke diyorum ya hani köyde karşılaşmıştık..Keşke konuşsaydık ya biraz daha…Velhasıl azizim..SENDE SOMUNCU BABA MAYASI VAR…

  7. YAZIYI OKUDUĞUMDA ÇOCUKLUK DÖNEMİMİ VE ÇAYIRALANI YENİDEN YAŞADIM. VEYSEL BEYE TEŞEKKÜRLERİMİ İLETİYORUM.ÇAYIRALANDA GEÇİRMİŞ OLDUĞUM ÇOCUKLUK HATIRALARI, O DÖNEMDEKİ ÇOCUKLUK ARKADAŞLARIM, AMCA,DAYI,TEYZE,HALA ÇOCUKLARI İLE OYNANAN OYUNLARI UNUTMAK MÜMKÜN OLMAYACAK. MAALESEF BU GÜNÜN ŞEHİRLERDE YAŞAMAK ZORUNDA OLAN ÇOCUKLARININ ÇOK ŞANSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. BİZLER BİLE ARTIK BÜYÜKŞEHİR YAŞANTISINA TAM OLARAK ADAPTE OLMUŞUZ. EŞİ,DOSTU,AKRABAYI ARAYIP SORMAZ OLMUŞUZ, GARİBANIN,FAKİRİN HALİNDEN Bİ HABERİZ ARTIK. ÇEVREMİZE OLAN İNSANİ SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA BİLE DEĞİLSEK, VEYSEL BEYİN DİLE GETİRDİĞİ BU GÜZELLİKLERİ KAÇ KİŞİ YAŞAYIP YAPABİLİYORDUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. GERÇEKTEN YAZI BENİ ÇOK ETKİLEDİ VE YILLAR SONRA YENİDEN ÇOCUK OLUP O GÜNLERE DÖNDÜM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,459BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
14AboneAbone Ol

Çok Okunanlar