27 Eylül 2022 Sal

Bu Gün 23 Nisan

Belki bu özel günler bir ışık sızıntısı gibi umut da olur yüreklere kimbilir. Karşılaştığımızda selamlaşıp, ayaküstü rutin gülümsemeler ile hayattan, sıradan konulardan, ceviz kabuğunu doldurmayacak  mevzulardan konuşurken, araya bir parça umut, bir parça inanç, bir parça teselli katmak belki bal tadında damaklarda kalıcı bir gün….

 

BU GÜN 23 NİSAN

Bu gün 23 Nisan; Türkiye için Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramı veya günü.  “23 Nisan 1920, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açılış tarihi değil, aynı zamanda millet egemenliğine dayanan demokrasimizin ve cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gündür." 
 
Bizim çocuklarımıza adanmış bir günümüz var. Oysa, dünyada çocuklar için böyle bir gün yoktur.
 
Gün denilince, bir yıl içerisinde kutladığımız, birilerine izafe edilmiş özel günlere takıldım.
 
Babalar günü ilan edilmiş. Ya hiç baba olmamışların günü neden yok? Senede değilse bile ömürlerinde bir günü olmalı; değil mi?..
Ya hiç anne olmamışların veya olamamışların, hiç sevgili olmamışların günü neden yok? Hiç çocuk olmamışların, çocukluklarını yaşamadan büyümüşlerin  kendilerine has bir günlerini hayatlarında bir kez olsun kutlamalılar.
 
Öyle bir uyduruk gün koyulmamalı bu hayatlara. İmalardan, başa kakmalardan, acımalardan uzak bir anlayışla olmalı bu gün. Bir özlemi giderecek, yaşanmamışlığın yaralarına merhem olmalı bu günler.
 
Herkes bayram ederken bayram edemeyenlerin, bayram nedir tatmamış, bayramın lezzetine varmamış olanların da özel bir bayramı olmalı. Hayatlarında bir gün olmasa bile, ömürde bir saat olmalı… Serin limon kolonyalar dökmeliler yorgun ellerine. Şekerler, tatlılar ikramlara düşmeli ağız tadıyla yiyecekleri. Sohbetler edilmeli, yaşanmamış bayramları anmadan, havadan ve sudan konularla neşelenmeliler… Hatırlar sorulmalı içten ve “iyiyim ” cevabına rağmen iyi olmayan yaşamın şamarlarını baştan kabullenerek.
 
Yetimlerin, öksüzlerin, hiç başı okşanmamışların, hiç güzel söz duymamış olanların da bir günü olmalı.
 
Gözleri güneşi gördüklerinden bu yana bir tane kır çiçeği bile olsa hediye almamış olanların da bir günü olmalı.
 
Hayatlarında bir gün olsun başlarını okşamak, güzel sözler etmek, koçan koçan dallanmış kiraz koçanı çiçekler vermek, umuda dair, dualara ait, tevekkül ve sabır içerikli sözler etmek ve nihayetinde görevini yapmış olmanın rahatlığıyla değil, gözü arkada kalarak ayrılınacak, ömürde bir daha olmayacak bir gün…
 
Belki bu özel günler bir ışık sızıntısı gibi umut da olur yüreklere kimbilir. Karşılaştığımızda selamlaşıp, ayaküstü rutin gülümsemeler ile hayattan, sıradan konulardan, ceviz kabuğunu doldurmayacak  mevzulardan konuşurken, araya bir parça umut, bir parça inanç, bir parça teselli katmak belki bal tadında damaklarda kalıcı bir gün….
 
Hiç sevilmemişlerin, hiç özlenmemişlerin, hiç aranıp sorulmamışların, hiç uğruna gözyaşı dökülmemiş, bayramlarda evinin adresi unutılmuşların da günleri olmalı. Bu günler, hiçbir tv kanalında ilan edilmese de, özel programlar ile kutlanıp çeşitli çılgınlıklar yapılmasa da,  hiçbir gazete köşesinde anılmasa da, hiçbir bilboardda boy boy afişlerle duyurulmasa da,  biz bilmeli ve biz yaşamalıyız. Eğer o günü bu gün olarak ilan ederseniz, ve siz de bu yazılanlardan biriyseniz, “olmamış” gününüz kutlu olsun.
 
Veysel Şensoy
23.04.2009
 

 

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
15AboneAbone Ol

Çok Okunanlar