6 Ekim 2022 Per

Birlik ve Beraberliğin Önemi

Sitemiz Ceyhanlı Köyü Muhabiri Salim BOLATLI’nın Yazısı

BİRLİK VE BERABERLİĞİN ÖNEMİ
        İnsan fıtratı gereği daima mutluluğu aramaktadır. Kişinin aradığı mutluluğa kavuşabilmesi ve onu huzurlu bir şekilde yaşayabilmesi için toplum hayatına ihtiyacı vardır. Toplu yaşamaktan başka alternatifi olmayan insan huzuru ve mutluluğu da, toplumun huzur ve mutluluğuna bağlıdır. İnsan karşılaştığı sıkıntıları içinde yaşadığı toplumun bireyleri ile paylaşma ihtiyacını hisseder. Çünkü insanın  karşılaştığı bazı sorunlarını tek başına aşması mümkün olmayabilir. İşte bu noktada başka kişilerin yardımına ihtiyaç duyabilir. İhtiyaç duyduğu konuda da yardım alırken hiçbir ayrım yapmadan diğer insanlardan yardım istemelidir.
       Toplumda alim-cahil, zengin-fakir bütün kesimleriyle tam bir, birlik-beraberlik oluştuğunda, birlikte yaşamanın bir anlamı olabilir. İnsanlığın mutluluğunu hedefleyen yüce dinimiz tevhit dinidir. Tevhit, tek Allah inancı etrafında birleşmektir. İslam dininin üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi, mutluluğun vazgeçilmez şartlarından birisi olan birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberliğin olduğu yerde kardeşlik, huzur, bolluk, bereket, ve rahmet vardır. Dünya ve ahirette mutlu olmak ancak Allah’ın kitabına sarılmak, birlik ve beraberlik içinde olmakla mümkündür. Bu gerçeği yüce Allah(cc), şöyle dile getirmektedir:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O,kalplerinizi birleştirmişti. .İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.
Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte  Allah, size ayetlerini apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”
    Yine peygamber efendimiz bir hadisi şeriflerinde:  “Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş sayılamaz.” Buyurmuştur. Tek bir Allah’a  aynı peygambere ve aynı kitap’a inanmış olan Müslümanların Kuran’ın etrafında birleşmeleri, “birlikte dirlik vardır.” ilkesine sarılmaları, asla bölünüp parçalanmamaları öğütlenmiştir. Tarihe baktığımız zaman görürüz ki, birlik ve beraberliğini devam ettiren milletler, yücelmiş ve yükselmişlerdir. Bölünüp parçalanan ve bölücülüğün pençesine düşen milletler ise tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.
               Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy;  
               Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez
               Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.
               Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.
               Milletler için, işte kıyamet o zamandır.” dizeleriyle bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmiştir. Tevhit inancına dayalı birlik ve beraberlik ruhuna sahip olamayan, en basit konularda bile bir araya gelemeyen milletler, kendi sonlarını hazırlamış olurlar. Bu sebeple  yüce Rabbimiz;
     “Allah’a ve Rasulüne  itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Buyurmaktadır. Toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışma içinde olmaları, dini ve milli varlığımızın korunup devam ettirilmesinin zorunlu kıldığı bir sorumluluktur. Ayrıca bu, barış ve huzurun da teminatıdır.
        Toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışmanın sağlanması için, öncelikle müminleri kardeş ilan etmiştir. Nitekim Kuran’da;
          Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” buyrulmuştur. yüce dinimiz, toplumu oluşturan fertleri bir bütün olarak ele almış ve onların her birini vücudu oluşturan organlara benzetmiştir. Müminleri bir bedene  benzeten İslam, bedenin bir bölümünün rahatsızlığının tüm vücudu etkilediği gibi, bir insanın sıkıntısının da, tüm toplumu etkileyeceğini bildirmiştir. Yine bir insanın uğradığı sıkıntı ve musibetlerin de  el ve gönül birliğiyle aşılmasını öngörmüştür.
         Binaenaleyh İslam, sadece kendini düşünmeye karşı çıkmıştır. Tarihte de pek çok acı örneklerine şahit olunduğu gibi, birlik ve dayanışmadan uzak, sadece kendi şahsi çıkarları peşinde koşmayı adet haline getiren fertlerin oluşturduğu toplumlar, bu yanlışlığın bedelini ağır ödemişlerdir. Toplumları sağlıklı bir şekilde ayakta tutan faktörlerin başında birlik ve beraberlik yer alır. Bu önemli faktörün zıddı olan tefrika yani bölücülük hastalığına müptela olmak ise, toplumları içten içe yiyerek temelden çökmelerine neden olur. Toplumu birleştiren,  gerçek manada huzur, barış ve güven ortamını sağlayan tek yol; milli ve manevi birlik anlayışı içerisinde, yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamaktır.
       İnanan insanların huzur ve barışı bozucu davranışlardan sakınmaları, karşılıklı hoşgörü anlayışına sahip olmaları, kenetlenme ve birleşmenin tek yoludur. Tüm insanların aynı görüş, düşünce veya çizgide olmaları mümkün olmadığı gibi zorlama, kaba davranma ve dayatmalarla birlik ve beraberliğin sağlanamayacağı aksine bölünüp parçalanmalara neden olacağı unutulmamalıdır. Yine peygamber efendimiz(sav)şöyle buyurmaktadır: “Zandan sakının. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın, Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın, menfaatte benlik yarışına girmeyin birbiriniz çekememezlik etmeyin, birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin ey Allah’ın kulları kardeş olun.”buyurmuştur.
              Dinimizin emirlerine uygun olarak birlik ve beraberlik içinde hareket eden ecdadımız, tarih boyunca büyük işler başarmış, vatanımıza ve milletimize yönelen tehlikeleri de bu sayede etkisiz hale getirmiştir. Tarihte eşine ender rastlanan pek çok zaferler kazanmış olan milletimiz, çok yakın bir geçmişte Çanakkale savaşı’nda büyük bir kahramanlık destanı yazarak, tarihine yeni ve muhteşem yeni bir sayfa eklemiş, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birisini sergilemişti.
             Milli ve manevi değerlerin zayıflamaya başladığı, basit menfaatler uğruna karşılıklı diyalogun terk edildiği, buna karşın; dostlukları, menfaat ilişkilerinin belirlediği günümüz toplumunda Müslümanlar kendilerine bir huzur reçetesi gibi verilmiş olan “din kardeşliği” mefhumu ve bu çerçevede birlik beraberlik anlayışlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir.
          Bizi dünyada ve ahirette hüsrana götürecek olan tefrikaya düşmeyelim. Bilakis hem dünyada, hem de ahirette  bizleri huzur ve mutluluğa götürecek olan İslam’ın sesine kulak verelim. Tarih boyunca yaşanan ve bu gün de dünyanın birçok bölgesinde yaşanmakta olan felaketlerden ders alalım.
           Hepimizin bildiği gibi huzu ve güven içinde yaşayabilmemiz için daima güçlü olmanın önemli şartı milletçe dayanışma, birlik ve beraberlik içinde bulunmaktır.
      KAYNAK: Diyanet işleri başkanlığı kürsüden vaazlar  
SALİM BOLATLI
(Niksar Yolkonak kasabası merkez imamı)
CEYHANLI KÖYÜ MUHABİRİ

Related Articles

3 YORUMLAR

  1. Asırlardır insanlığın ihtiyacı olan şeyleri yazmışsınız. Ne kadar ihtiyacı var toplumun birlik ve beraberliğe gerçekten var. Boşuna dememişler bir elin nesi var iki elin sesi var. Bir bir yağan yağmur taneleride birleşip hayat vermiyorlarmı kuruyan toprağa,o topraktan besleniyor birbir canlar. Bu konuya eğiliminizden dolayı sizleri kutluyorum.

    SAYGILARIMLA

  2. Eline, diline, gönlüne sağlık. Bizim anlatmak isteyip de ifade edmediğimiz şeyleri ne güzel yazmışsın. İşte “yol bu, erkan bu gerisi angarya; Yüz üstü çok süründün ayağa kalk sakarya!” diyen üstad-ı azamın deyişiyle yol bu. Bu yazıyı bütün arkadaşların okumasını arzu ederim. Toplum bilincine kavuşmamız lazım. Hep söylerim: Vahşi yaşamda bile yırtıcıların veya avlarının nasıl topluluklar oluşturduğunu ve dayanıştığını ibretle izlemezmiyiz. Yapabilmemliyiz bunları, yapmalıyız ve yapacağız da…

    Selam ve saygılarımla.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
15AboneAbone Ol

Çok Okunanlar