4 Mart 2024 Pts

Bir ömür Ezan ile Namaz arası kadarmış meğer

Ezanı çoktan okunmuştur daha doğarken. İmam ezansız başlar namaza… 

 

Bir ömür Ezan ile Namaz arası kadarmış meğer

İnsan vav şeklinde huzurludur ana karnında. Her vakit gibi hitama erince zaman, acele eder dünyaya gelmeye ve ilk teneffüs ettiği hava ile ilk acıyı hissederken çığlıklar atarak selam verir dünyaya. Gün ışığı gözlerini kamaştırırken ilk duyduğu söz kulağına okunan ezan olur ama namazı tehir edilmiş…

Sonra büyür bedence, fikirce ve düşünsel olarak. Öylesine güven ve enaniyet olur ki, kendisini Elif sanır bazıları bir zaman sonra. Elif gibi doğru ve dik olduğunu iddia ederken kral olup hüküm verir, fermanlar salar yeryüzüne ama asıl elif olduğu yer, en doğru olduğu mekan kabirdir bilmez ki…

 Yunus, elif gibi doğru ve düzgün odunları ateşe atarken vav olmanın huzurunu aramıştı. O dik duran kibiri ve enaniyeti yakarken vav mütevazılığında aşka teslim olmuştu. Vav yerine “vay” diye vaveyla eden, feryada düşen insan halini taptuk dergâhında eritip atiye selam salmıştı…

Büyümeye, gelişmeye başladıkça beyinlere törpülenmiş kıymıklar atılır, bazen yumuşak bir zehir, bazen kanatırcasına dikenler saplarlar.  Fikirleri özgürce seçme şansı yoktur insanın. Daha ilk günden yoğururlar, tuzunu suyunu isteklerince koyarak. Envai çeşit baharatlara el uzatmasına izin verilmez ve tek kalıpta kalması istenir yetişmekte iken insanoğlu .

Üç maymun hikayesidir yaşam yoluna konulan senaryo. Hani tepede muzkoçanı ve maymun muza uzanınca soğuk su döken mekanizma. Birinci maymun gelir muza uzanır soğuk su dökülür başından aşağı. Muza uzanan maymun bilir ki, her uzanışta soğuk su gelecek ve kafese yeni gelen maymunu uyarır. Yeni gelen maymun ne zaman uzansa muza engeller birinci maymun. Artık yeni gelen nedenini bilmeden uzanmaz muza. Birinci maymun kafesten çıkarılır. İkinci maymunun yanına yeni bir maymun katılır; bu defa yeni gelen muza uzandığında nedenini bilmediği halde yeni gelen maymunu engeller eskisi. Nedenler, sorgulamalar gitmiştir sadece sonuç kalmıştır elde.  Bu nedenle ölüler dirileri yönetiyor uyduruk mesnetsiz efsaneler adına.

 İnsan büyüdükçe meraklanır öğrenir; insanı tanır, dünyayı, sevgiyi, nefreti bilumum kainatı velhasıl insan olmanın sınırlarını öğrenir. Sınırları bilmek en değerli öğretidir insan adına. Sonrası yaratıcının alanıdır.

Her şey iyi gider de, iyiliğin anlamını lügatta bile görmemişler olmasa…  Sonra bakar ki, elini neye uzatmışsa parsellenmiştir. Her şey onun haricindekilerindir. Sonunda kayış kopar, meğer her yer parsellendiği gibi kendisi de bir nevi parsel olmuştur  farklı amaçlar için.

Hayatın gerçeğine “ipekten” diyerek, ketenden çürük elbiseler giydirilir. İpliği, iğnesi tekerrürden ibaret. Monologlar anlatılır özel sahne teknikleri eşliğinde. Hep dayattıkları kendi doğrularını aydınlatır spotlar. Sahte masal dünyasını pazarlamakta maharetlidirler.

Yalnızdır doğruluklar. Güçsüzdür Vav olup tevazu gömleği giymiş insan ve rüzgara karşı tükürmenin hüsran olduğunu bilir. Mücadelesi doğrudan yana ama zayıftır, oysa maymunlar bir devi beslemektedir. O dev ile yıkılır masum düşler. Ya boyun eğip tevekkül ile sabra bırakır kendini, ya onlar gibi çıkıverir şirazesinden. Ama bilir ki, her doğru zaman içinde mutlaka hak etiği saygınlığı kazanacaktır.

Umutla başlar her ömür ama bazen istediği istikamete götürmez onu yollar. Harcanmış zamanı geri alamayan insanoğlu,  yeni doğan insanoğluna uzaktan bakıp ta yutkunur. Hayatın geri vitesi maalesef yoktur…

Elif şeklinde uzatırlar musalla taşına. Oysa ezanı çoktan okunmuştur daha doğarken. İmam ezansız başlar namaza…

Bir ömür ki, ezan ve namaz arası kadar kısa imiş meğer.

Veysel Şensoy

13.10.2011

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
17AboneAbone Ol

Çok Okunanlar