ad

Yazar hakkında

5 Yorumlar

  1. Veysel

    Sayın R. Yılmaz ve muhterem Meleklerin Annesi hanımefendi teveccüh gösterip yorumları ile yazımıza katkıda bulunmuşlar. teşekkür ediyorum. Önemli tespitler yapmışlar. Bu yazıyı amaliyat olan kadim bir dostumu İstanbul’da ziyaretim sonucu yazmıştım. Kendi sıhhatimde de aksamalar vardı ve tetkikler esnasında endişelenerek sağlığın değerini daha iyi anlamıştım. Bu günlerde ve özel günlerde gözlerin aradığı, gönlün arzu ettikleri yakınlarda bulunmayınca ve hatta tamamen hayatınızdan uzaklaştıklarını anladığınızda cidden buruk bir tad dilinizde paslaşıyor. Aydın yeğenimle dertleşmiştik ve beni çok iyi anlamış ki, makyavelist benzetmesini bu nedenle buraya yazmıştı. Elbet sevgili okuyucular bu diyaloğumuzu bilemeyecekleri için yorum yazıya bir mana yüklemekte bir ilinti kurmakta çelişkiye düşmüşlerdir. Meleklerin Annesine katılıyorum; Dost kelimesinin içi boşaltılmış ve çıkarlar adına kullanılan bir slogandan ibarettir. Dost yok, bir fayda sağlama adına dost görünme, dost maskesi takmak var artık…

    Yanıt
  2. MELEKLERİN ANNESİ

    (Sıcak bir el mi arıyorsun? En yakın diğer tarafındaki el imiş…)
    peki elinizi uzattığınızda tutacak bir dostunuz yoksa
    yada uzatılan o eli canı gibi sahiplenecek bir can yoldaşı yok ise
    ne yapsın uzatılan el, kendi eli gibi sahip çıkacak bir seveni, koruyanı sahip çıkanı yok ise,
    eli uzatmak sorun değil ki insanın uzatılan o ele kendi eli gibi dokunması bak burdayım diyebilmesi
    nefesi gibi, canı cananı gibi sevdası gibi tutabilmesidir.
    kaldımı bu zamanda gerçek bir dost gerçek seven sevilen yad edilen bir can
    ne yapsın uzatan bulamıyorsa kendi gibi bir can bir canan
    yanlızlık paylaşılmakla biten bir acıdır. yoksa o acı öylesine büyür ki yanlız olanda yanlızlığa mahkum kalır.
    peki kaldımıki bu dünyada yanlızlığımızı gerçek anlamda paylaşacak bir can bir dost. Çıkarsızca seven ve riyakar olmayan.
    benim inancım kalmadı. Ne kadar dostumuz olursa olsun gönüller ne kadarını paylaşırsa paylaşsın yüreğimizdeki yanlızlığı
    bedenimizdeki acıyı alacak gerçek dost bir YARADAN birde kendimiz içimideki diğer insan olduğun gördüm.
    ne olursa olsun asla ama asla yanlızlığa mahkum olmadan, elimizi tutan bir dost bulana kadar
    önce YARADANI sonra kendimizle iyi bir dost olmamız gerekir diye düşünüyorum
    Çünkü ne zaman yanlızlıkla savaşmaya kalksam , ne zaman gerçek bir dosta ihtiyaç duysam, gözlerimden o anda akan yaşlara sığınmışımdır.
    Beni benden başka anlayan, beni benden başka ben gibi yaşayan, bir ben birde YARADAN
    Dostlarınız ve dostluklarınız daim olsun sevgili ŞENSOY
    güzel ve gönüllere hitap eden bir yazı. Ders almamız gerekiyor.
    Saygılarımla
    FATMA SAYILIR
    MELEKLERİN ANNESİ

    Yanıt
  3. r. yılmaz

    Aşkın değerini, aşıklar anlar
    sağlığın kıymetini hastalığı çeken anlar.
    Dostun kıymetini hissettirirse dost anlar.
    zengin tasadduk ederse zekatın değerini anlar.
    normal geçinen insansa sadaka vermenin ne kadar değerli olduğunu anlar.
    Ama adetle olan hiç bir şey insana değeri hatırlatmaz ramazan ayında verilen sadaga gibi aslolan az olan ama devamlı olandır…
    yani komşunun sıkıntısı varsa üstlenecen sen ödeyecen. az ama devamlı aynı kişiye verecen taki tamam kardeş benim durumum iyileşti diyene kadar o zaman işte senden hiçbir şey eksilmediğini ama çok şeyler kattığını göreceksin. yok mu isteyen diyeceksin…

    Yanıt
  4. Veysel

    Sevgili Aydın yeğenim,

    Sende cevherler olduğunu bilirdik elbet ama gün ışığına çıkartmıyordun galiba. Işılda biraz bu yazın gibi. Ben dost kavramının içinin boş olduğunu yaşamımda ıspatlarla sabitleyerek gördüm. makyevelce yaklaşımlarla faydacılık ön planda. sevda zırhını ve kalemden silahı hediye etmene sevindim ama yuvarlak masada yalnız ve pinti bir gariban olduğumu unutmayacağım. teşekkürler yorumun için…

    Yanıt
  5. Aydın KÜÇÜK

    Alim, deliliğin sınırında olan çılgın bir maceperesttir. Anlatabildikleri ilim olmuştur lakin anlatacağı ve haykıracağı o kadar husus vardır ki ve de anlatamadıklarındandır ki berduş dağınık bir hali vardır. Sonsuz sualler savaşının en gözü pek neferidir, hakim’ dir yani filozoftur. Yağmur damlaları gibi hucuma geçtikçe aklında düşünceler ve üşüştükçe heyacanına afacan fikirler, felsefeyi adeta kazır taştan tarihe. Sonzuzluk gibidirler adeta. Mavisaya ideler dünyasından pembe rüyalar da serpiştirirler sonra: “Makbul devlet nedir; evrenin ana maddesi neden oluşur; salt iyi nasıldır; aşkın efsuniyeti nedendir; dostluk mu yoksa makevellice bir faydacılık mı …” İşte bu nice buluşma noktasından biridir belki de edip ile hakim (filozof)’ in; sevdaya, yarenliğe, iyiliğe ve dostluğa açılan penceresinde. Ne diyordu denemesinde silahı kalem, zırhı sevda olan zaman ötesinin yuvarlak masa şovalyesi?! :”Tek kurşunla tek vücutta ölebilendir tek dost.” Mevla böyle dostlardan ayırt etmesin ömr-ü hayatında insanı. Hayırla ve esenle kalın silahı kalem, zırhı sevda olan zaman ötesinin yuvarlak masa şovalyesi, selametle … Aydın KÜÇÜK (İSTANBUL-Sarıyer)

    Yanıt

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Akkuş İlçesi İnternet Sitesi ANKARA  E-posta:webmaster@akkusilcesi.com ihsancam64@hotmail.com gunes99@hotmail.com
Copyright © 2002 Akkuş İlçesi İnternet Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır . Tasarım İhsan GÜNEŞ