17 Haziran 2024 Pts

Yangında Hayatını Kaybeden Yavrumuz Arzu’yu Tanırmısınız

Siz, Arzu’yu tanır mısınız?

 

SİZ ARZU’YU TANIR MISINIZ?

Siz, Arzu’yu tanır mısınız? Tanımazsınız. Ben de tanımıyordum. Arzu KARABALTA Akkuşta eğitim – öğretimine devam eden 5250 öğrencimizden biri idi. Akpınar YİBO’da üçüncü sınıf öğrencisi idi. Henüz daha dokuz yaşındaydı. Pazartesi günü sabah erkenden kalkmış, çantasını alıp o soğuk ve rüzgarlı havaya rağmen her zaman olduğu gibi okuluna gitmişti. Tüm arkadaşları ile birlikte okul bahçesinde sıra olmuş, önce “Korkma sönmez bu şafaklarda …” diyerek İstiklal Marşımızı söylemişti. Arkasından da “… Ey Büyük Atatürk Açtığın Yolda Gösterdiğin Hedefe Hiç Durmadan Yürüyeceğime ant içerim.” Diyerek andımızı söylemişti. Bilmiyordu tabiki bu son söylediği İstiklal Marşı, son ettiği anttı. Kimse bilmiyordu. Öğretmeni, müdürü, arkadaşları… Oysaki Azrail gelmiş saatleri sayıyordu artık Arzu’yu alıp gitmek için.

 

 
            Arzu’nun yaşı  küçüktü. Kim bilir ne hayalleri vardı. O zor şartlarda belki de halası Nurten KARABALTA gibi okuyup kurtulmak istiyordu. Halası başarmış üniversiteye gitmişti. Neden o da başaramayacaktı ki. İdol olmuştu halası ona. Artık örnek alacağı peşinden gideceği biri vardı hayatında. Fakat ömrü yetmeyecekti hayallerini gerçekleştirmeye Arzu’nun.

 

 
            Pazartesi günü son dersten çıkmışlar çantasını sırtına takmış tutmuş arkadaşlarıyla birlikte evin yolunu. Oynayarak, şakalaşarak gelmiş evine. Bu okul yolunda en büyük güvencesi de aynı sınıfa gittikleri ve aynı evi paylaştıkları amcasının kızı Cansel’di. Bir gün daha bitmiş şunun şurasında ne kalmıştı ki karne tatiline. Karnelerini on gün sonra alacaklardı. Karne heyecanı sarmıştı aslında Arzu’yu.

 

 
            Akşam olmuş yemeğini yiyip ödevlerini yaptıktan sonra biraz televizyon izlemiş Arzu. O’nun çalışma masası, çocuk odası takımı, özel bir odası olmamış. Ailesiyle mutlu olduğu için olsa gerek bunları o kadar da önemsemiyormuş. Sonra çantasını hazırlamış, önlüğünü yakalığını hazırlayıp başucuna koymuş. Yarın okula gittiğinde derste neler yapacağını arkadaşlarıyla hangi oyunları oynayacağını hayal ederek uyumuş yatağında. Arzu’nun bu son yatışı, son uyumasıydı dünyada. Çünkü bu gece evlerine gelen misafir Arzu’yu alıp gidecekti.  Evde kimsenin haberi yoktu bu misafirden. Azrail artık dakikaları saymaya başlamıştı.

 

 
            Arzu; annesi, babası, iki kardeşi, amcası, yengesi ve amcasının iki çocuğuyla aynı evi paylaşıyordu. Dokuz kişi geçinip gidiyorlardı bir evde. Her ne olduysa gece saat bir sularında oldu. Arzu Şennur yengesinin bağırmasıyla uyanmış. Şennur yengesi zor atmış iki yavrusu Cansel ve Cihan’ı pencereden dışarı. Uyanıp kalkmak istediğinde ise kalkamamış yatağından. Sarmış alevler odanın her tarafını. Babası Cemil de uyanmış yengesinin sesine. Beşiği aldığı gibi alevler içerisinden güç bela atmış kendisini dışarıya. Annesi Güvercin de can havliyle atmış kendini dışarı. Fakat iki tane kızı kalmış alevlerin içerisinde. Annelik bu olsa gerek aldırmadan alevlere tekrar girmiş evin içerisine. Almış küçük kızı Sercan’ı atmış pencereden. Sonra çökmüş duvarlar. Güç bela atmış kendini dışarıya. Arzu! Arzu! Arzu!… kalmış içeride. Anne –babası içeriye girmek istese de evin çatısı çökmüş. Arzu alevlerin içerisinde kalmış kaderiyle baş başa. Bu ara Azrail almış Arzu’yu gitmiş başka yerlere. Ev ise yanmış tamamen Arzu ile birlikte. Bir kırık iğne dahi kalmamış geriye.

 

  
Arzunun kardeşi Işık, habersiz tüm bu olup bitenlerden. Daha dünyaya geleli bir yıl olmadan kaybetmiş ablasını, evini.  Oysa ona bir yıl önce hayatını kaybeden Işık dayısının ismini vermişlerdi. Işık olsun aileye diye.

 

Yas var Arzunun sınıfında. Çocuklar belki de ilk defa “ölüm” kelimesini bu kadar soğuk hissediyorlar. Artık onlar da biliyor sınıflarında yoklama yapılırken 732 Arzu  söylenmeyeceğini. Sıra arkadaşı Damla ÇAMOĞLU inanamıyor arkadaşının öldüğüne. “Dün oyun oyn….” Cümlenin gerisini getiremiyor. Başlıyor ağlamaya. Ya Zekai AKA’ya ne demeli hıçkıra hıçkıra ağlıyor dakikalarca. “Arzu öldü” diye. Yasemin, Kader, Müjgan, İrem Gamze, Sabri, Muhammed, Lütfullah… bıçak açmıyor hiç birinin ağzını.

 

            Kısa sürdü Arzu’nun ömrü. Ayrıldı gitti annesinden, babasından ve sevdiklerinden. Geride yaslı bir anne baba ve iki küçük kardeşini bırakarak…
 
16.01.2008 AKKUŞ
 
Sedayi ALTUN

Related Articles

5 YORUMLAR

  1. arzu yüreğin seni alıp götürsün melekler cennetine.ruhun şad olsun.daha ömrünün baharın da terkettin buraları.kardeşim toprağın bol olsun nur içinde yat.insanın böle durumlarda kelimeler boğazında düğümlenir.ne diyeceğini bilemez.kısacası ateş düştüğü yeri yakar.

  2. çok acı..canım melegim. daha hayata doyamadan acılarla gitti kimbilir ne hayelleri vardı onunda.mekanın cennet olsun arzu.seni unutmayacagız..

  3. çok üzüldüm haberi okuyunca bogazım düğümlendi şimdi nasıl canı yanmıstır yavrucagın…çok acı ya minicik yüreğiyle ne büyük hayalleri vardı kim bilir Allah ailesine sabır versin cok üzgünüm çok..

  4. Ağlamak istiyorum…Ebediyete kadar……….Mekanın Cennet zaten yavrum…Orada eminim yanına gelecekleri bekliyorsun…Cenab-ı Hak yaralarını sarmıştır eminim…daha fazla yazamıyorum……………………….

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

1,465BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
18AboneAbone Ol

Çok Okunanlar