ad

Yazar hakkında

4 Yorumlar

  1. Kalender AKKUŞUN LİDERİDİR

    Belediye veya Kaymakamın Buna El Atması Lazim

    Yanıt
  2. İhsan ÇAM

    AKKUŞ KEVGİR KALESİ

    Adını, Hacıemiroğlu Beyliği döneminde yaşamış olan Selman Ağa’dan alan Salman Beldesi’nde eski çağlarda Kalip, Can ve Tiraben kavimlerinin yaşadığı bilinmektedir. Sonra yöre Kadim Pontus Krallığı’nın eline geçmiştir. Yörede bulunan Kevgir Kalesinin harabeleri de bunu desteklemektedir. Daha sonra Kadim Roma ve Doğu Roma imparatorluklarının egemenliğine geçen yöre IV. Haçlı Seferi’nden sonra bölgede kurulan Pontus Rum İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun zamanında özellikle Çepni ve Kıpçak Türklerinin akınlarına maruz kalmıştır. Niksar’da kurulan Danişment Devleti sınırlarında kalan Salman ve sahil kesimi özellikle Çepnilerden olan Hacıemiroğulları zamanında tamamen Türkleşmiştir. 1398’de Yıldırım Beyazıt’ın Kadı Burhanettin’i bozguna uğratmasının akabinde yöre Osmanoğullarının eline geçmiştir.

    Salman Seferli Alan ve Erbaa arasında bulunan Kevgir Kalesi ise Pontus Krallığı’nca savunma amaçlı yapılmıştır. Bu kale daha sonraki yüzyıllarda da kullanılacaktır. M.S. 63 yılında Roma İmparatorluğu tarafından yıkılarak eyalet haline getirilen Pontus’un ilk valisi olan ve Bolaman Irmağına adını veren Polemonyum’dan sonra eyalet Pont Polemonyun olarak anılmaya başlanacaktır. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ile Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nda kalmıştır. Zamanla güçlenen Venedik ve Ceneviz devletleri Akdeniz’de olduğu gibi Karadeniz’de de aktif rol üstlenip kıyılarda koloniler kurmaya başlamışlardır. Krallarının Pers kökenli olduğu Pontus Krallığı’nın merkezi Trabzon, Roma ve Doğu Roma İmparatorluğu döneminde askeri üs olarak kullanılmıştır.

    Kevgir kalesinde altınlar kalenin içinde yer altı şehri kurulup işlenip atlar ile deniz kıyısına götürülüp gemilere yüklenip Trabzon’a gönderilirmiş. Kalenin içinde altını işleyen işçiler kendi aralarında malzemeden çalarak üretim yapıp ihracat ettikleri yerlerde tespit edilmeleri sonucunda kalede çalışan tüm işçileri eğlence düzenleyip içkilerine zehir katarak öldürüp yer altına inen tünel başta olmak üzere taşlarla doldurulup havalandırma delikleriyle beraber tünelin farklı çıkış yolları kapatılmıştır. İşlenmiş ve işlenmemiş altınlar olmakla beraber 60 tonluk bir altın yer altında kalmıştır. Tünele giriş günümüzde yapılır iken yaz ayında bile çok serin ve nefesinizin buhar olarak çıktığını görebilmek mümkündür.

    Akkuş topraklarının Erbaa toprakları ile birleştiği, Alan Köyü topraklan ile Erbaa toprakları yakasında kalan ve bir ahşap köprü ile bağlantılı olan Kevgir Kalesi büyük bir ihtimalle Mithradatesler zamanında yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir. Etrafı uçurumla çevrili bir tepe üzerine kurulan kalenin adının nereden geldiği bilinmemektedir.
    Hasan Uğurlu Barajı’na akan Tifi Çayı, bir “U” yaparak kale topraklarını içine almış ve Erbaa topraklan kısmında kalmasına yol açmıştır. Bugün kale coğrafî yönden Akkuş topraklarına girmiş vaziyette Tifi Çayı üzerindeki bir köprü ile de yakın bağlantılıdır.

    Halk arasında Keygür adı verilen kalenin “Keçi Kalesi” adı ile de söylendiği yine rivayetler arasındadır. Tifi Çayı’ndan 399 m kadar yükseklikte bulunan kale, ulaşım imkânlarının yetersizliği sebebiyle turizme açılamamıştır. Bugün için kale harabe durumdadır. Harabe olmasına rağmen kaya içerisinde oyulmuş odalar, gizli yollarla bağlantılar, odalar içine yapılmış potalar (3 odada 75 adet pota tespit edilmiştir.), tüneller içerisinde 8 kişinin rahatlıkla yürüyeceği dikine merdivenler mevcuttur.
    Kevgir Kalesi’nde, kayalar içine oyulmuş merdivenlerin kale tepesinden % 40 meyille ilerleyerek Tifi Çayı altından Akkuş toprakları kısmına geçtiği tahmin edilmektedir. Kale tepesinden 752 basamak bir tünel içerisinde inildiğinde, göçük nedeniyle ilerlemenin mümkün olmadığı ve elektrik ışıklarının yeterli gelmediği görülmektedir. Diğer bir rivayete göre bu merdivenlerin Akkuş toprakları yakasında “Esgerous Bank” adıyla bilinen bir bankaya bağlantılı olduğu söylenmektedir.

    Kevgir Kalesi’nin yapısı ve kale hakkındaki rivayetlerden anlaşılacağı üzere kale etrafının uçurum ve sularla çevrili oluşu, kaya içine oyulmuş gizli yollar, tamamen oyma odalar ve bu odalardaki potaların varlığı buranın sikke basımında darphane olarak kullanıldığı ve gizlemeye elverişli bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Emine Altunel, Gevgir Kale civarında Danişmendliler devrine ait olan beşik şeklinde ve aynı zamanda mezar kapağı vazifesi gören ve çoğunluğu mermerden yapılmış ve Üzerlerinde Arapça yazılar bulunan birçok lâhit olduğu ve ayrıca kayalar içine oyulmuş iki tane su yolunun var olduğunu söylemektedir.

    Yanıt
  3. Orhan Güngör

    Akkuş’ta bizim Ünye’de. Tarihi kültürel degerlerimiz korunmalıdır.Cocukluğumuzda duyardık ama gitmedik KEVGIR kalesine.Sarp ve engebeli olması bu bir özel durumdur. O zaman bu kaleye giden bir yol olmalı.herşeye rağmen Akkuş Çaldere Salman yolu girişine kahverengi Kevgir Kalesi tabelası ve km konmalıdır.Bu da kaymakamlık ve belediyenin işi.

    Yanıt
    1. İhsan ÇAM

      Orhan bey değerli görüşleriniz için teşekkür ederiz. Elbette Ünye’de bizim Ordu’da bunda bir sıkıntı yok. Sadece konuya dikkat çekmek için Ünye Kalesi örneği verildi. Biz Ünye Kalesi ile de gurur duyarız. Ayrıca Kevgir kalesi için önerilerinizi önemsiyoruz. İlginiz için çok teşekkür ederiz. İnşallah önerilerinizi sitemizde dikkat çekeceğiz. Kaymakamlık ve Belediye de elinden gelene yapar sanırım.

      Yanıt

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Akkuş İlçesi İnternet Sitesi ANKARA  E-posta:webmaster@akkusilcesi.com ihsancam64@hotmail.com gunes99@hotmail.com
Copyright © 2002 Akkuş İlçesi İnternet Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır . Tasarım İhsan GÜNEŞ