30.Kas.2020
ad
ad

Yazar hakkında

4 Yorumlar

  1. Celal KARABACAK

    Maddi imkanı ve sağlığı yerinde olan kardeşlerimiz umre ibadetini, fırsat buldukça yapmaya ve tekrar etmeye çalışıyorlar. Hac ibadeti ise zaten imkansız. Son iki seneye baktığımızda, rakamlar ilginç ve 2010 yılı ilk dört ay itibariyle Diyanetle giden Umreci sayısı 104 bin. Bu açıdan, o mekanlara gidenlerin konumunu orada yaptıkları duâ, tavaf ve namaz ibadetleriyle,tarifini dahi yapamadığım cümlelerle, yaşanan MANEVİ DUYGULAR ve ATMOSFER AÇISINDAN bakalım. ORAYI ANLAMAK İÇİN YAŞAMAK GEREKİR. Maddi durumu yerinde olan Müslümanlar, yaşadığı çevrede ki, durumlara elbette bakmalı.Onlar bu konuda ihtiyaç sahiplerine yardım konusunda daha da duyarlılar. Bu faaliyetlere şahit olduğumuzdan madalyonun öbür yüzünü de görürüz.
    Yüce Mevlâ’mızın eve ihtiyacı yoktur.Ama camilerimiz Kâbe’den sonra ki en mukaddes yerlerdir ve oranın mesabesindedir. Peygamber Efendimiz ne güzel buyurmuş: “Evinde güzelce abdest alıp camiye giden kimse Allah’ın ziyaretçisidir. Ziyaret edene Allah ikramda bulunacaktır.” BAŞKA MEKANLARDA, İBADET YAPMA GÖREVİNİ YERİNE GETİREBİLİR.O açıklamamın devamında bunu izah etmeye çalıştım. (…Hatta temiz olan evimizin bir köşesinde yapacağımız samimi duygular içinde ki ibadetler, belki bir kır bahçesinde yapacağımız veya bir tren kompartımanında, uçak-gemi-otobüste …)
    ALLAH RAZI OLSUN, İHSAN KARDEŞİM AŞAĞIDA GEREKLİ BİLGİLERİ AKTARMIŞ…

    Yanıt
  2. İhsan ÇAM-

    TEVBE: Süresi 17 ve 18. Ayetlerin Meali

    17 – Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah’ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.

    18 – Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.

    Mehmet Oruç’un Konu Hakkındaki Yorumu. Alıntıdır.

    Camiye ibadet için giden Mümin, Allahü teâlânın misafiri durumundadır. Ev sahibi, evine gelen misafirlerine ikramda bulunduğu gibi camiye giden müminlere de yüce Allah ikramlarda bulunacaktır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Evinde güzelce abdest alıp camiye giden kimse Allah’ın ziyaretçisidir. Ziyaret edene Allah ikramda bulunacaktır.”

    Camiye gidenlere büyük mükafatlar verileceği hadis-i şeriflerde bildirilmiştir:

    “Camiler Allah’ın evidir. Camiye devam edenin, huzura kavuşmasına ve Sırattan geçip Cennete girmesine Allahü teâlâ kefildir.”

    “şeytan, insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt kaptığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanı kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın! Cami ve cemaatte bulunun.”

    “Camiye giren, o andan itibaren namazda sayılır. Başkasına sıkıntı vermediği ve abdesti bozulmadığı müddetçe melekler ona, “Allah’ım, buna rahmet et ve bunun tevbesini kabul et!” diye dua ederler.”

    “Topluluk, birlik beraberlik rahmet, ayrılık ise azaptır.”

    şehirde, köyde, bir yerde, üç kişi beraberken namazı cemaatle kılmazlarsa, onlara şeytan hakim olur. O halde cemaat olun!”

    Cemaatle namaz kılmak erkeklere Sünnet-i hüdadır. Yani dinimizin şiarı, alameti olan sünnettir. Vacib olduğunu bildiren alimler de vardır. Özürsüz terk etmek asla caiz değildir. Bilhassa yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak çok önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    “Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibadetle geçirmiş sayılır.”

    “Münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmaktır. Bunlardaki ecri bilen, sürünerek de olsa, cemaate gelir”

    Camiler; makam, mevki, rütbe, zengin, fakir, köylü, şehirli, amir, memur, yaşlı, genç, siyah-beyaz, yerli, yabancı… Herkesi eşit şartlarda bünyesinde toplayan mekânlardır. Bir ülkenin, Müslüman ülkesi oluşunun mührüdür, tapu senetleridir. Bir beldede cami görüyorsak, buranın müslüman diyarı olduğuna hükmederiz.

    Camiler; aynı safta omuz omuza, diz dize namaz kılınan yerlerdir. Müslüman kardeşlerimiz ile dertleştiğimiz, üzüntülerimizi giderdiğimiz; maddi manevi sıkıntılarımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik duygularımızı, hoşgörü anlayışımızı güçlendirdiğimiz ve pekiştirdiğimiz yerlerdir. Birbirimize merhamet etmeyi, acıları paylaşmayı, kimsesiz, yoksul, dul ve yetimlere yardım etme duygularını kazandığımız mekanlardır

    Mehmet Oruç

    Bir Yorum Daha:
    Tevbe Süresinin 17 ve 18. ayetlerinde mescitlerden bahsedilirken “mesacidellah/Allah’ın mescitleri’ tabiri kullanılır. Demek ki mescitler kimsenin malı değil, Allah’ındır. Nitekim Ka’be’nin bir adı da Beytullah’tır. Beytullah; Allah’ın evi demektir. Aslında yer, gök ve bütün kainat Allah’ın olduğu halde Kabe’den ve mescitlerden bahsedilirken ayrıca Allah’a izafe edilmesi Kabe’nin ve diğer mescitlerin şerefini belirtmek içindir. Kabe merkezdir. Yeryüzünün her tarafında bulunan bütün mescitler de Kabe’nin birer şubesidir. Onun için bütün mescitlerin yönleri/kıbleleri Kabe’ye doğrudur. Öyle ise bütün mescitler de Allah’ın evidir. Nitekim Peygamber efendimiz, kutsî bir hadis-i şerifte Yüce Rabbimizin şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Şüphesiz ki benim yeryüzündeki evlerim mescitlerdir. Orada beni ziyaret edenler de mescitleri imar edenlerdir. Evinde temizlenip sonra evimde beni ziyaret eden bir kula müjdeler olsun. Ziyaret edilenin ziyaret edene ikramda bulunması gerekir.”
    Ümmetin en alimi olarak kabul edilen Abdullah İbn Abbas hazretleri de şöyle demiştir: “Mescitler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların yer ehlini aydınlattıkları gibi, onlar da gök ehlini aydınlatırlar.”
    Camiler kimsenin malı değildir, Allah’ın evidir. Onun için Ayet-i kerimede: “Şüphesiz mescidler Allah’ındır. Orada Allah’tan başkasına dua etmeyiniz.” buyrulmuştur. Camiler herkese açıktır, bütün müminler yararlanırlar. Onun için cuma kılınacak yerlerin özelliklerinden birinin de herkese açık olmasıdır.

    Yanıt
  3. Altun Kurt

    Defalarca gitmiş olan, gidecek olanları da eleştirmeyelim.

    Bu kelimeyi bu zamanda bilmeden yazdığını sanıyorum. Aksi taktirde dinimizin bu konudaki içeriğini okumadan konuşuyorsun derdim.

    Yanıt
  4. Timur

    Celal Bey yazınızı içinizden geldiği ve hissettiklerinizi yazmışsınız. Güzel bir yazı olmuş.

    Lakin ”ALLAHIN EVİ OLAN CAMİLER”kelimesi dinimizde nerde bildirilmektedir diye sana sormak isterim.

    Koskocaman Hz. Allahı küçücük bir yapının Ona layık bir ev seçmen doğrumu ?

    Şöyle konuya gireyim. cemaatsiz bir camii ile boş bir sitenin birbirinden farkı var mıdır. Yani cami ibadet edildiği sürece ibadethanedir. İbadet edilmediği sürece diğer yapılardan bir farkı olmaz. Camide namaz kılanlar Allahın huzurundada herhangi bir yerde namaz kılanlar huzurunun dışındamı.

    Dinimize göre Allahın her yerde bulunduğu ve her şeyi görendir. Hz. Allah’ın bir eve neden ihtiyaç duysun ki. Namaz kılan-kılmayanı tespit için mi? Haşa istirat etmek için mi? Allahın dünya gözü ile bir eve ihtiyacı yoktur.

    Yanıt

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Akkuş İlçesi İnternet Sitesi ANKARA  E-posta:webmaster@akkusilcesi.com ihsancam64@hotmail.com gunes99@hotmail.com
Copyright © 2002 Akkuş İlçesi İnternet Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır . Tasarım İhsan GÜNEŞ