31 Ocak 2026 Cts

Trafik Kuralları ve Ahlaki Boyutu

0
404
trafik_canavari.jpg

Trafik Kurallarının Din İle İlişkisini Celal KARABACAK Öyle Bir Açıklamış Ki, Sakın Okumadan Geçmeyin

TRAFİK KURALLARI ve AHLAKİ BOYUTU

Değerli dostlar…

Sosyal bir toplum olarak yaşadığımız bu cennet vatanımızda, insanların birbirlerine karşı uyması gereken kurallar ve ahlaki değerler olup, bu halkanın zincirinde hiç şüphesiz TRAFİK konusu ayrı bir önem taşımaktadır.

İlk kez 1862 yılında İngiltere’de icat edilen motorlu araç, insanlık için önemli bir buluş, nimet ve kolaylık olmakla beraber, zamanla büyük bir tehlike olmuştur. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada her yıl, trafik kazalarından dolayı yaklaşık bir milyon insan ölmekte, yirmi milyon kadarı da yaralanmaktadır. Bu yaralıların büyük bir kısmı da; ya ömür boyu yatağa bağımlı bir hasta olarak kalmakta yada fiziksel engelli olarak ailenin ve toplumun yardımına muhtaç duruma düşmektedir. Ülkemizde de pek çok trafik kazası meydana gelmekte olup, hayatını kaybeden vatandaşlarımızla manzara hiç de iç açıcı değildir. Trafik kazalarının bu denli fazla olmasının maddî-manevî pek çok sebebi var:

Eğitimsizlik,

Ceza sisteminin yetersizliği,

Altyapı eksikliği,

Alkol,

Uykusuzluk,

Aşırı hız,

Sorumsuzluk,

Günah ve hata inancının olmayışı

Macera hissi…gibi şeyler bunların başında gelmektedir.

Trafik kuralları, uzun deneme ve araştırmalar sonucu elde edilen, üzerinde neredeyse bütün dünyanın ittifak ettiği bir kesinlik ifade eden kurallardır. İşte bu sebepten dolayı Trafik ihlâli asla hafife alınmamalıdır.  Çünkü bazen küçük bir hata ya da yanlış uygulama büyük kazalara neden olmaktadır. Trafik sorununun temelinde insan unsuru bulunmaktadır. Onun eğitimi, toleransı, sabrı ve kurallara bağlılığı önem arz etmektedir.

Çünkü trafik kurallarının başarıyla uygulanması; ancak,

Bilgi,

Deney,

Hoşgörü,

Sabır,

Karşılıklı anlayış

Aklın rehberliğiyle mümkündür.

Yüce Allah; “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” (Bakara 195) buyurarak kendimize ve çevremize zarar verecek eylemlerden sakınmamızı emretmiştir. Başka bir ayette ise “Her şeyin belli bir ölçü ve düzen içinde yaratıldığına” işaret edilmektedir. (Kamer 49)

Her gün yazılı ve görsel basında  “ Hayata son bakış, iki aileydiler. Boğazda eğlendiler, bir otomobile altı kişi bindi. Hatalı solladılar, öldüler.  Arabanın enkazında içki şişeleri çıktı.”   kaza haberlerine BÜYÜK MANŞETLERLE yazılmış olarak şahit oluyoruz. Bu tür acı haber ve manzaralar insanın yüreğini sızlatmaktadır.

 

İslam fıkhının özünde bulunan prensiplerden biri şudur: 'Başkasına zarar verici her fiilden kaçınması mümkün iken kaçınmayan ve ihmâlkâr davranıp ihtiyatı elden bırakan kişi o işin sonucundan sorumlu tutulur.' Trafik kazalarına bu açıdan da bakıldığında ne şekilde olursa olsun, kazaya sebebiyet verenlerin sorumlu olduğunu söylemek mümkündür. Hız limiti aşılıp bunun sonucunda ölümlü bir kaza meydana gelmişse bu kaza, cinâyet hükmünde değerlendirilebilir. Yolculuk esnasında emniyet kemeri takmak da sebeplere riayet noktasında vacip seviyesinde bir zarurettir. Trafik cezalarının, gelişmiş ülkelerdeki cezalara kıyasla düşük olması da kazalara davetiye çıkaran bir husus olarak görülmektedir. Önemli bir tedbir olarak ihbar müessesesinin hayata geçirilmesinde fayda sağlayacaktır. Meselenin maddî boyutunun yanında bir de manevî boyutu vardır. Yolculuklarda kul hakkına riayet de oldukça önemlidir. Eğer araba kullanmak durumunda kalsaydım, herhalde kimsenin şeridini ihlal etmez ve yolda yan yana yürüdüğümüz insanları değişik şekillerde taciz etmezdim. Çünkü bu ciddi bir kul hakkı ihlalidir. Şeridini ihlal ettiğiniz, önüne geçip yolunu aldığınız insanın yetişmesi gereken önemli bir toplantısı, ya da acilen hastaneye yetiştirmesi gereken bir hastası olabilir. Bütün bunlar olmasa bile yine de birinin hakkı olan yolda önüne geçmek kul hakkını ihlaldir. Yani şerit ihlali kul hakkı ihlalidir.

 

Kur’an-ı Kerim, insanın kendi eliyle karada ve denizdeki dengeyi bozduğuna işaret ederek şöyle ikaz etmiştir: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükleri) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır.” (Rum 41) Ayetin mealinden de anlaşıldığı gibi, yeryüzünün tabiî dengesi insanın eliyle bozulmaya başlamıştır.

 

Yapılan araştırmalarda, trafik kazalarının büyük bir kısmında sürücü hatası olduğu anlaşılmıştır. Bunlara yaya ve yolcuların sebep olduğu kazalar da eklenince bütün kazaların % 90’ının insan unsurundan kaynaklandığı görülmektedir. Trafiğin bir parçası olan yayaların durumunu ayrıca değerlendirmek gerekiyor ki, yaya geçitlerini, varsa üst geçitleri, ışıkların olduğu yerleri ne kadar doğru kullanmaktayız.? Özellikle karşıdan karşıya geçerken arabaların geçiş hakkına yayalar veya trafik araçlarının da yayaların geçiş hakkına ne kadar riayet ettiklerine iyi bakmalıyız.

 

Trafik; dikkat, tedbir, sabır ve gerekli bütün kurallara uymak demektir. Ceza ödememek veya kanundan korktuğu için değil, başkasının hakkına saygılı olmak, trafik kültürüne, güvenliğine ve ahlâkî boyutuna katkıda bulunmak için gayret gösterilmelidir. Zira sevgi, saygı, hoşgörü ve sorumluluğun yansımadığı iş ve eylem kalıcı değildir. Unutmayalım ki, yedeği olmayan ve yerine yenisi konulamayan tek şey insanın canı ve hayatıdır. O da Allah tarafından bize emanet edilmiştir. Kimsenin bu emaneti bir meydan okuma, yarışma ve macera uğruna tehlikeye atmaya hakkı yoktur. Herkes, “bana bir şey olmaz” düşüncesinden kurtularak muhtemel kaza ve tehlikeleri önlemek için çalışmak zorundadır.

 

Bu bağlamda bir canı ve hayatı kurtarmak, bütün insanları kurtarmak kadar önemlidir.

 

Selam ve dua ile…..

 

Celal   KARABACAK

Aydınlar Köyü Kocabelen Mahallesi

Camii İmam – Hatibi

Kdz.EREĞLİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz