Çocuklara Ramazan Ayının Farkını Hissettirelim

ÇOCUKLAR VE RAMAZAN
* Çocuklara Ramazan’ın farkını hissettirelim.
Ramazan ayı içerisinde imkânlarımızı zorlayıp oruçlarımızı haftanın belirli günlerinde ailemizle birlikte evimizde açmaya çalışalım. Bu birlikteliğin vermiş olduğu heyecanla çocuklarımız ve torunlarımıza Ramazan'ın farkını hissettirmeye çalışalım.
* Teravihe çocuğunuzla birlikte gitmeye çalışalım.
Elinden tuttuğunuz çocuğumuzla veya torunumuzla birlikte teravih namazına gidelim. Namazdan sonra, önce çocuğumuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verelim. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterelim. Ekonomik durumumuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirelim.
* Çocukları camiden kovmayalım.
Ramazan ayının vermiş olduğu heyecanlı camilerimize teravih namazlarımızı huşu ile kılmak için koşuyoruz. Çevremizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar olduğunu görürüz. Bazen bu bizim çocuğumuz veya torunumuzda olabilmektedir. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları ve genelliklede sert bir şekilde uyardıkları, hatta dışarı çıkardıkları olmaktadır. Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, biz nazarımıza rahmeti yerleştirerek ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar ederek onlara güler yüzle ve şefkat kanatlarımızı açıp aramıza safta aramıza alalım. Namazdan sonra da karşılaştığımız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “Allah ibadetinizi kabul etsin” deyip onlara değer verdiğimizi gösterelim.
* Çocukların dinî eğitiminde bu ay bir fırsattır.
Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.
Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı, İslâmi terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm eğitimine olumlu bir katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm örf, âdet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alâkası olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslâmi terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.
En büyük muallim ve terbiye edici olan Peygamber Efendimizde, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne–babanın yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, teravih namazı, imsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.
* Çocuklar sizi namaz kılarken görsün
Bugün bir başlangıç yapalım. 1,5-2 yaşından büyük çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılalım. Bizim namaz kıldığımız anda onlar bizim önümüze gelebilir, sırtımıza çıkabilir. Fakat kesinlikle onlara müdahale etmeyelim. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı. Çocuklarınız bizi namaz kılarken görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde bizim yaptıklarımız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarımızı evde kılmak zorunda olduğumuz zaman eşlerimizle birlikte cemaat yaparak kılalım. Böylece namazımızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor.
Cabir ibni Abdullah (ra) Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.
Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah'a yalvarırlar.
Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: 'Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.'
Beşincisi: Ramazan'ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.
Sahabelerden bir zat sordu: "Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?" Peygamberimiz "Hayır," dedi, "bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?" (et-Tergib ve't-Terhib, 2:92)
Celal KARABACAK
Kdz.EREĞLİ








